25 05 2009

YOLCULAR İÇİN EL AYNASI /Vardığın zaman

Bir yolcu gördüm,
Onu bir kez değil defalarca gördüm. Beklenmedik zamanlarda karşılaşıyorduk. Ben şaşırıyordum her seferinde, o ise zaten yolumu beklermiş gibi davranıyordu daima.
Anlattıkları da davranışları gibi anlamsızdı. Sadece, konuşmasını bitirirken hiç aksatmadan söylediği aynı sözler dikkatimi çekmiş, merakımı uyandırmıştı: Yolun yarısında olduğunu söylüyordu her seferinde. Hep yarı yolda...
Sanki bir uyarı yapıyormuş edasıyla ağzından çıkan bu cümleler bir süre sonra sadece tuhaf gelmekle kalmadı, örtülü bir meydan okuma, bir tehdit gibi batmaya başladı bana. Daima yolun yarısında olmasını anlayamıyordum bir türlü. Öyleyse bile bana ne, neden ısrarla tekrarlıyordu aynı sözleri?
Öte yandan, doğrusunu söylemek gerekirse içten içe acıyordum, bir türlü gideceği yere varamayacak, vardığını anlayamayacak, hep yarı yolda kalacak diye onun adına üzülüyordum.
Her şeye rağmen, karşılaştığımız seferlerin birinde bile,
“Nereye gidiyorsun” diye sormadım. Olur a, yarasını deşmemek için çenemi tutup merakımı gizledim.
O da bana,
“Hangi yolun yarısındasın?” demedi hiç.
Sadece benimle karşılaştığı her yerde, söze aynı cümleyle başlar olmuştu son zamanlarda. Belki de sormaya çekindiğim soruya kendiliğinden cevap vererek gönlümü hoş etmek için;
“Her yolcunun birçok yolu vardır ama sadece bir tanesini yürür, menzil ise bahane” diyor, sonra benim anlattıklarımı dinliyordu.
Aradan uzun zaman geçti. Yolların gözümde büyümeye başladığı günler gelip çatmıştı. Gördüklerim, göründüklerinden başka türlü gelmeye başlamıştı gözüme.
Son kez karşılaştığımızda, “burası yolun yarısı” demesine fırsat kalmadan fark ettim ki, bir çizginin üstünde ilerliyor ve bu çizgi, büyük bir çember çizerek dünyanın etrafında dolaşıyordu.
Eğer öyleyse, yani ben yanlış anlamadıysam gördüklerimi, durum bambaşkaydı. Şimdiye kadar yaşadıklarım hiç de bildiğim gibi değildi. Durmaksızın yol aldığımı, duraklara konup menzillere uçtuğumu, birçok yollardan geçtiğimi sanan ben, bugüne kadar biteviye onun ekseninde, bir aşağı bir yukarı zikzak yapıp durmuştum demek ki. Terazisi bozuk uçurtmalar gibi onun etrafında yalpalamıştım ve kat ettiğimi sandığım yol da sadece onun gittiği kadardı.
Bunu anladığım günden sonra, ne onu bir daha gördüm ne de geçtiğim yolların hesabını tuttum.
Nasıl oldu bilmem ama karşılaştığım yolculardan bazıları;
“Demek artık vardın” diye başlar oldu benimle konuşmaya.

özcan yurdalan. yolculat için el aynası. evrensel. 23.05. ‘09

45
0
0
Yorum Yaz