01 01 2007

" 2007'nin ilk şiiri" /yorumLUyorum/ dört mevsim

DÖRT MEVSİM   YÜZYIL'ımı dörde böldüm Her bölümü bir mevsim, Biri kaldı, üçü gitti YAZ'ı gitti, GÜZ'ü gitti, Karlı, tipili KIŞ'ı gitti, Yemyeşil bir bahar kaldı!   Rıfat ILGAZ Devamı

29 12 2006

bir bayram ve yeni bir yıl geliyor /yorumLUyorum/ kutlu olsun

bir bayram ve yeni bir yıl geliyor.   blok konuklarımın,  -sevenlerinin/sevdiklerinin, onlarla bir şekilde ilişkili (yakın/uzak) herkesin-, yaşamlarının  ‘2007’ gibi yeni ve 'bayram' sevinci  içerisinde geçmesini diliyorum.   kitaplı, şiirli… ve e-sen olsunlar.   YENİYIL   kardan adam bir ömür bu bizimkisi zamanın ışınlarıyla eriyor, yaklaştıkça bitmesi yüzümüzde çizgiler, saçımızda aklar hiç koymaz ama sızlatıyor derinden dostların uzaklaşıp gitmesi   yaklaştık yeniden elimizle koyduğumuz sınıra hızlı geçiyorsa hayat, mutluluktan yavaşsa belli ki zor çekmesi kısacık bir sene kaldı simdi ardımızda yaşamaktan korkma, kork ama unutulmaktan   yağsın üstümüze uçuşan yılların kar taneleri ki dökelim üstüne dostluğun gül reçelini anılar, hafıza kavanozunda tazecik dursun yenisi şu yılın, her çeşniden mutluluk koysun Yusuf ALTUNEL ... Devamı

28 12 2006

düşenin dostu ol! / yorumLUyorum /

'düşenin dostu ol!' Devamı

17 12 2006

zeus sunağı / blogumuz / yaşar atan

Tetis Baştanrı’nın sarayında Tanrıça Tetis’in oğlu ve Akhalar denen Yunanistanlı yağmacı orduların komutanlarından Ahilleus; sevgilisi Briseyis’i elinden almak isteyen Başkral Agamemnon’a çok öfkelendi ve hakaretler yağdırdı: “Seni şarap fıçısı seni, seni it gözlü, seni geyik yürekli seni! Erlerinle bir olup savaşa gitmek için sen Silah kuşanmadın tek bir gün! Halkını kemiren bir kralsın sen!...” Bunları söyledikten sonra savaştan çekildi. Bunun üzerine Agamemnon da güzel Briseyis’i çadırına götürdü... Başı her dara düştüğünde yaptığı gibi Ahilleus, deniz kıyısına gidip anası Tanrıça Tetis’i yardımına çağırdı gene. Denizin ta dibindeki paslanmaz sarayından oğlunun hıçkırıklarını duyan anası, bir duman gibi püskürüp doğruca yanına geldi. Ahilleus; sevgilisi güzel yanaklı Briseyis’i Agamemnon’un alıp götürdüğünü, bu yüzden de çok aşağılandığını anlattı. “Anacığım,” dedi.“Olimpos’taki Baştanrı Zeus’a git, anlat. Ben savaşa katılmadıkça, Yunanlılar hep yenilsin!... Bir zamanlar ona sen çok büyük iyilikler etmiştin. Hani hep anlatıyordun evde? Karısı Hera, kızı Atena ve oğlu Hefaystos, daha birçok tanrı onu zincire vurmak istemiş de, tek başına sen kurtarmışsın onu... Bunları anımsarsa, senin dileğini kırmaz sanırım...” Tetis oğlunun başına gelenlere çok üzüldü; avutmaya çalıştı onu. “Ne yazık ki kader kısacık bir ömür biçti sana!” diye hayıflandı. Savaşlara katılırsa şan ve ün kazanıp gencecik öleceğini, ama katılmazsa çok yaşayacağını yineledi. Zeus’tan dileğine gelince... Olimposlu tanrıların Habeşistan’daki bir düğün şölenine gittiklerini, döndüklerinde, Zeus’la sarayında bu durumu konuşacağını söyledi. “Sen burada gemilerinin yanında otur, sakın savaşa katılma! Beni bekle!” deyip denizin dibine daldı... Bir süre sonra tanrılar, yeryüzündeki şölenlerden Olimpos’taki saraylarına döndüler. Tanrıça Tetis de oğluna... Devamı

17 12 2006

siyahi şiirler

RENDER "heykel amca'ya..." Bir kör kuyudayım, içinde düş biriktiren, Düşmüşüm "taze yaşam" getiren düşlerin içinden, Bozguna uğramak yasa gereği, Burada hapis solmak en büyük tasa, Dededen kalma kör tabanca tek güvencem, Tabancayı görmeden, ben onları görmeden, Binlerce yalvaran var etrafımda, Ne yöne dönsem yalvarış, imdat, Kaçmak istiyorum bana tutunanlardan, Uzaklaşmak istiyorum umut dilenenlerden, Kör tabanca şahit hem de, duvarlar çizilmiş yüzüme, Zar zor ayaklarımı kurtarıp, Yalan yanlış özgürlük isteyenlerin içinden, Her yöne koşuyorum, Her yöne kaçıyorum aslında, Yüzümdeki duvarlara, yüz görmemiş duvarlar çarpıyor, Acıdan sıkıyorum ellerimi Kör tabancanın mermileri korkuyor, kaçmak istiyor, Biri düşüyor ayaklarımın önüne, Ezip geçiyorum mermiyi Peşimden gelen yalvaranlar Benden düştüğü için paylaşamıyorlar mermiyi, Mermi pişman, kör tabanca yavrusunu kaybetmiş, bin perişan, Yorgunum da şimdi, Köşeye kapandım, saklandım dinlenmek için, Bir bebek sesi siyah renkli, Bir bebek ayaklarımın önünde, Yüzünde kimseye göstermediği siyaha boyanmış gülümsemesi, Siyaha boyanmış bebek, köşeye emanet, Gidemem ki... bebek bir şey istemiyor benden, Bebek kendi umutlarıyla gülüyor bana, Kör tabanca bebeği izliyor gizli gizli, Kör tabancaya emanet ediyorum siyaha boyanmış bebeği, Dinlenmedim daha ama kaçıyorum, Büyük gürültülerin içinden duyulan Sanki gün ışığına benzeyen bir ıslık sesi Kaçmam gereken yönü gösteriyor gibi, Yardım almayı kabullenemem ama, Böyle büyüttüm kendimi, Tersine dönüyorum, yalvaran, umutlarımı isteyen, kalabalığın içine Tüm gücümle Parçalayın beni diyorum Karanlık oluyorlar, göz kapakları bebeğe boyalı, Göz kapaklarım nefrete boyadı Yüzümdeki duvarları Öldürüyorum bir kaçını Seyrediyorlar, Yapıyorsam bir bildiğim vardır diye izliyorlar yalvararak Umut dileniyorlar, Susun dedim sustular, Emretmek güzel bir şey, Hele böyle bir kalabalığa.... Dinleyin dedim gözlerini nefretime açtılar Çember ... Devamı

12 12 2006

Âşık Reyhani yaşamını yitirdi / yorumLUyorum /

Âşık Reyhani yaşamını yitirdi BURSA (AA) - Ünlü halk ozanı Âşık Reyhani (74), Bursa'nın merkez Yıldırım ilçesindeki evinde yaşamını yitirdi. 1990'lı yıllarda Erzurum'dan Bursa'ya göç eden, kalp rahatsızlığı bulunan, yaklaşık 3 yıl önce hipertansiyona bağlı felç geçirdikten sonra rahatsızlığı artan Reyhani, önceki akşam evinde yaşama veda etti. Ünlü ozanın gelini Emine Yılmaz , uzun süredir sağlık sorunları olan Reyhani'nin Ramazan Bayramı'ndan sonra yaklaşık 1 ay Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi'nde yattığını, 15 gün önce "Yapılacak bir şey yok" denilerek taburcu edilen kayınpederinin 3 gün önce durumunun daha da ciddileştiğini belirtti. Âşık Reyhani'nin cenazesi, evinin bulunduğu Değirmenönü Mahallesi'ndeki Merkez Camisi'nde dün kılınan ikindi namazının ardından Cumalıkızık Mezarlığı'na defnedildi. Erzurum'un Pasinler ilçesine bağlı Alvar köyünde 1932'de doğan, asıl adı Yaşar Yılmaz olan Âşık Reyhani, okuma yazmayı okula gitmeden öğrendi. Âşık Reyhani, sonraki yıllarda ise dışarıdan sınava girerek diploma aldı. Küçük yaşlarda köyüne gelen âşıklardan etkilenen, eline geçen kitapları okuyarak birçok halk hikâyesini öğrenen Reyhani, 18 yaşında rüyasında gördüğü, âşık olduktan sonra da kaçırarak evlendiği kıza şiir yazarak âşıklığa adım attı. Birkaç ay geçmeden evliliği geçimsizliğe ve huzursuzluğa dönüşüp, eşinin ailesinin kızlarını alarak başka biriyle evlendirmeleri üzerine "Dertli" mahlasıyla türküler söylemeye başlayan Reyhani'ye Bayburtlu Âşık Hicrani tarafından "Reyhani" mahlası verildi. Konya Âşıklar Bayramı'na aralıksız katılan 7 âşıktan biri olan Reyhani, eski âşıkların dışında, yetiştiği Huzuri Baba, Nihani, Cevlani, Efkari, Murat Çobanoğlu 'nun babası Gülistan Çobanoğlu gibi âşıklardan gelenek ve usul öğrendi. İran'dan Avrupa'ya birçok ülkede türkü söyleyen Âşık Reyhani, katıldığı yarışmalarda da birçoğu birincilik olmak üzere çeşitli ödüller aldı. 1980'li yılların başında... Devamı

12 12 2006

Türkçe Dostluğu / yorumLUyorum / adnan binyazar

Türkçe Dostluğu Elindeki kozları kendi çıkarına kullanmak, tilki kurnazlığı, yerine göre kuzu, yerine göre kurt görünmek... Avrupa'nın politik yüzüdür. Cumhuriyet'in ilk yılları dışta tutulursa, Tanzimat'tan bu yana bu yüz hiç değişmiyor. Düşürüldüğümüz şu hallere bakın; Türkiye'nin AB'ye girmesinde karar sahibi üye ülkeler, Kıbrıs'ı tenis raketi gibi ellerine almış, üzerinde top zıplatıyor, en meşru haklar söz konusu olduğunda dut yemiş bülbüle dönüyorlar. Her kötü gelişmede sabrı biraz daha taşan insanımız, nerdeyse Kurtuluş Savaşı günleri öncesinin bunalımını yaşıyor. Yaşlı Avrupa'nın gücü yetse, dişlerini ince eğeyle keskinleştirip bağımsızlık savaşı kazanmış Türkiye'yi suçlu sandalyesine oturtacak! Avrupa'nın bir de insan yüzü var. Bu, aydınlanmayı yaratmış, hak hukuk bilen, kendini kültürle, sanatla donatmış uygar kişilerin yüzüdür. Örneğin politikacılar, kültürel ve dilsel varlıklarıyla birbirlerini tanımayan toplumların yüreğinde önyargıların kök salacağını bile bile Hollanda okullarından Türkçe dersini kaldırmaya kalkarken, aynı ülkenin bilim adamları, Utrecht kentinde Türk dilinin temel kaynağı sayılan Dede Korkut anlatıları üzerinde konuşup tartışıyorlar. Aralık başında, bu tartışmalı konuşmalara katılmak üzere Umut Edebiyat Vakfı'nın çağrılısı olarak Utrecht'teydim. Türkçe öğrenmek isteyen Hollandalılar Umut Edebiyat'ın çevresinde toplanmışlar. Her yıl, seçtikleri bir Türk romanını birlikte okuyup, romanın yazarını çağırarak, onunla eseri üzerinde konuşup tartışıyorlar. *** Dede Korkut üzerine çalıştığımdan, bu yılın toplantısı iki konuyu da kapsayacak biçimde düzenlenmişti. Bu yılın toplantısında, son aylarda Dede Korkut Kitabı 'nı Hollandacaya çeviren Mainz Üniversitesi'nden Rik Boeschoten ile, Utrecht Üniversitesi'nden Martin van Bruinessen , Dede Korkut Oğuznameleri'nin kültürel ortamı, dilsel zenginliği, o döneme göre üstün bir öykü... Devamı

12 12 2006

cunta lideri! / yorumLUyorum /

CUNTA   Gördünüz mü keyfini generalin başını sıkarken yüzünde çıkan sivil'cenin   Sunay AKIN Devamı

12 12 2006

Pinochet Hesap Vermeden Ölürken... / yorumLUyorum / oral çalışla

Pinochet Hesap Vermeden Ölürken... 11 Eylül 1973'te, şiddetli askeri bir darbe ile Allende devrildi. Şili'nin seçilmiş Devlet Başkanı sosyalist Salvador Allende darbecilere direnirken öldürülmeden önce şunları söylemişti: "Benim yurdumun işçileri, ben Şili'ye ve Şili'nin geleceğine inanıyorum.Yaşasın Şili,Yaşasın Şili halkı,Yaşasın işçiler!" Darbeci generaller Allende taraftarlarını, muhalifleri yakaladıkları yerde infaz ettiler. Birçoğu işkence gördü, tecavüze uğradı, sakat bırakıldı ve öldürüldü. Sanatçılar, sendikacılar, öğrenciler, kadınlar ve diğerleri kahramanca direndiler. O neslin protest şarkıcısı Victor Jara stadyumda öldürüldü. Jara'nın ölümüne tanık olan bir tutuklu şunları anlatmıştı: Generaller şarkı söylemesini engellemek için önce dilini kestiler, onun ellerini çırptığını ve ayaklarını yere vurarak ritim tuttuğunu görünce ellerini sakatladılar. O gün kaç Şililinin öldürüldüğü hiçbir zaman bilinemeyecek. Birçok Şilili, ölenlerin on binleri bulduğunu söylüyor. Aileleri ıstırap içinde, o vahim günde onlara ne olduğunu düşünürken, cesetleri askerler tarafından uçaklara taşınıp okyanusa atılıyordu. *** Salvador Allende, 1970'te başkanlığa seçildiğinde, dünyada seçimler yoluyla göreve getirilmiş ilk Marksist lider oldu. Allende, öncelikle toprak reformu kararı aldı. Böylelikle refahın bütün halka dağıtılması yolunda büyük bir adım atılacaktı. Çalışanların ücretleri yaklaşık yüzde 40 oranında artırıldı. Bakır endüstrisi millileştirildi. Ayrıca Küba, Çin ve Demokratik Alman Cumhuriyeti ile diplomatik ilişkiler kuruldu. Zamanın Amerikan Dışişleri Bakanı Henry Kissinger , Eylül 1970'te Başkan Richard Nixon 'un kendisine, Şili'de Allende hükümetine karşı bir darbe örgütlenmesi talimatı verdiğini açıklayacaktır. Kissinger, bu operasyonun bir ay sonra iptal edildiğini iddia eder ama, geçen yıllarda yayımlanan Amerikan hükümet belgelerinin de gösterdiği gibi, CIA darbe... Devamı

12 12 2006

14 aralıkta kamu emekçileri iş bırakıyor / yorumLUyorum /

KESK'in yurt genelinde örgütlediği eyleme TMMOB, TTB ve çiftçi sendikaları da destek veriyor Kamu emekçileri iş bırakıyor KESK bileşenleri, çalışma yaşamının demokratik engellerden arındırılması yönünde gerçekleştirdiği yurt genelindeki referandum sonrası, bu kez iş bırakacak. Tüm Türkiye'de 14 Aralık Perşembe günü hizmet üretiminden gelen güçlerini kullanacak olan KESK bileşenleri üyesi memurlar, parasız eğitim ve sağlık hakkı istemek, 2007'de uygulamaya konulacak Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası'na "hayır" demek, TBMM'de görüşmeleri süren bütçeye itiraz etmek için alanlara inecek. ZEYNEP ŞAHİN ANKARA - Çalışma yaşamındaki demokratik engellerin kaldırılması ve bütçenin halktan, emekten yana tercihlerle oluşturulması istemiyle yola çıkan KESK üyeleri, 14 Aralık Perşembe günü hizmet üretmeyerek alanlara çıkacak. KESK Başkanı İsmail Hakkı Tombul , "Bu eylem yalnızca kamu emekçilerinin değil" derken sağlıktan eğitime, daha insanca ücretlerden sosyal güvenliğe değin pek çok alanda AKP hükümetinin icraatlarına itirazı olanları, kendileriyle birlikte seslerini yükseltmeye çağırdı. KESK bileşenleri, Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin (TMMOB) desteğiyle, 2007 bütçesine "hayır" dediği ve çalışma yaşamının demokratik engellerden arındırılması yönünde gerçekleştirdiği yurt genelindeki referandum sonrası, bu kez iş bırakacak. Tüm Türkiye'de 14 Aralık Perşembe günü hizmet üretiminden gelen güçlerini kullanacak olan KESK bileşenleri üyesi memurlar, parasız eğitim ve sağlık hakkı istemek, 2007'de uygulamaya konulacak Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası'na "hayır" demek, TBMM'de görüşmeleri süren bütçeye itiraz etmek için alanlara inecek. Ankara'da Ziya Gökalp Caddesi'nde, İstanbul Saraçhane Parkı'nda 12.00'de, İzmir Konak Meydanı'nda ise 11.00'de toplanmaya başlayacak kamu emekçileri, ... Devamı

11 12 2006

Zamanı Yönetmek... / yorumLUyorum / erdal atabek

Zamanı Yönetmek.. . Zamanı biz mi yönetiriz? Zaman mı bizi sürükler? Zaman, başka etkenlerden bağımsız bir değişkendir. Biz ne yaparsak yapalım ya da yapmayalım, o kendi hızında geçer. Zamanı yönetmek; kendi yapmak -ya da yapmamak- istediklerine uygun biçimde zamanı kullanabilmektir. Zamanı ölçen araçlar, takvimler ve saatler insanların gereksinmelerine göre değişim göstermiştir. Tarım toplumlarının zamanölçeri güneşin doğuşu ve batışı idi. Güneşin doğuşu günün başlangıcı sayılırdı, güneşin batışı da gecenin başlangıcı. Mevsimler de ilkyaz, yaz, sonbahar ve kış olarak dörde bölünürdü, gene de öyledir ama artık aylara göre yapılan bir takvim kullanılmaktadır. Endüstrileşme saatin önemini zorunlu kıldı ve zaman kullanımı en değerli yaşam kavramlarının içindeki yerini aldı. Beklemek. Beklememek. Sabırlı olmak ya da harekete geçmek. Bunlar her zaman ikilemler oluşturur. Trafikte önünüzdeki aracı sollarken zamanı doğru kullanmak bir ölüm-kalım sorunu oluverir. Bir konuda harekete geçmek için doğru zamanı kaçırmak ise trenin gitmesiyle sonuçlanır. Doğru bir sabır nedir? Beklemek ya da harekete geçmek ne zaman doğrudur? Üniversite sınavına hazırlanmak, ortalama iki yıllık bir süreçtir ve öğrencinin zamanı yönetme becerisinin ölçümü niteliğini taşır. Bir orkestra konserinde müzik enstrümanlarının gerekli sırayı bekleyip doğru zamanda katılması büyük bir ustalık gerektirir. Bir koşuda atletin ilk adımı atarken yapacağı hareket kazanç ya da kayıpta büyük bir rol oynar. Zamanı kullanmayı öğrenmek, kaç yaşında başlayan bir iştir? Bize yol gösterici olan doğadır. Toprağa atılan bir tohum, uygun koşulları bulursa olgunlaşmak için gerekli süreyi 'bekler'. Bir meyve ağacındaki çiçek, olgun bir meyve durumuna gelinceye kadar, zorunlu olgunlaşma sürecini yaşar. 'Doğru yapılanmış sabır', doğru bir stratejinin zamanı yönetmesidir. 'Yanlış bir katlanma' ise, teslim olmanın ve boyun eğmenin ifadesi olur. '... Devamı

11 12 2006

Teşekkürler Orhan Pamuk / yorumLUyorum / adnan binyazr

Teşekkürler Orhan Pamuk Yüz yılda bir yaşanacak bir olayın içinde olmak... Yüz yılda ilk kez Türkiye'ye kazandırılmış bir ödül törenine tanıklık etmek... Yeryüzünün en büyük edebiyat ödülünü bir Türk yazarı alırken orada olmak... Orada olmak, tanıklık etmek, olayın görkemiyle kanatlanmak... Sevinmek, gözyaşlarını tutamamak, üzülmek, heyecanlanmak, "ah, keşke" ler arasında gidip gelmek, coşmak, kıvanç duymak... Kısacası, bir daha yaşanmayacağını bildiğiniz anları yaşamak... Gazeteci olmak, insan olmak müthiş bir olay! İnsan nasıl sevmez böyle mucizevi bir mesleği!.. Teşekkürler Orhan Pamuk , Nobel Ödülü'nü kuruluşundan 103 yıl sonra Türkiye'ye kazandırdığın için. Dünyaya, yeryüzündeki 103 Nobel sahibi yazar arasında artık bir de Türk yazarı var dedirttiğin için! Devamı

11 12 2006

Diktatör Pinochet öldü / yorumLUyorum /

Kanlı darbenin mimarı Diktatör Pinochet öldü Şili'nin meşru sosyalist lideri Allende hükümetini 1973'te Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde darbeyle devirerek ülkeyi 1990'a kadar yöneten diktatör Augusto Pinochet 91 yaşında öldü. Pinochet iktidarında siyasete dayalı şiddet, 3 bin kişinin ölümüne, on binlerce kişinin işkence görmesine ve 200 bin kişinin sürgün hayatı yaşamasına neden oldu. Pinochet, bir bildiriyle, işlenen suçların "siyasi sorumluluğunu" üstlenmiş, gerekçe olarak "ulusal çıkarları koruma arzusunu'' göstermişti.Şili'nin meşru sosyalist lideri Salvador Allende hükümetini 1973'te Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde askeri darbeyle devirerek ülkeyi 1990 yılına kadar yöneten ve yaklaşık 3 bin muhalifi öldüren diktatör Augusto Pinochet dün (91) yaşında öldü. Pinochet, Şili Genelkurmay Başkanı olduğu 1973 yılında, ABD'nin destek verdiği darbeyle sosyalist Devlet Başkanı Salvador Allende yönetimini devirdi ve ülke kontrolünü ele geçirdi. Pinochet, Allende'nin öldürüldüğü darbeyi izleyen 17 yıllık iktidarı sırasında siyasete dayalı şiddet, 3 bin kişinin ölümüne, on binlerce kişinin işkence görmesine ve yaklaşık 200 bin kişinin sürgün hayatı yaşamasına neden oldu. Diktatörün öldürdüğü muhaliflerden sadece yüzde 10'unun cesetleri bulunabilirken, cesetlerin büyük bir bölümünün helikopterlerle Pasifik Okyanusu'na atıldığı yıllar sonra yapılan soruşturmalarda hava kuvvetlerinde görevli teknisyenler tarafından itiraf edildi. Pinochet ile birlikte 1970-1980 döneminde Güney Amerikalı diktatörler, muhalifleri yok etmek için, " Condor Operasyonu '' yürütmüştü. Şili hükümeti 1995 yılında işkence ve infaza kurban gidenlerin yakınlarına tazminat ödemeyi kabul etmişti. 1988'de yapılan referandumda halkın desteğini alamayan Pinochet, devlet başkanlığı görevini 1990'da bıraktı, ancak genelkurmay başkanlığına devam etti. Pinochet, anayasaya yeni bir madde ekleterek, kendisine " hayat boyu senatör" o... Devamı

11 12 2006

ESKİ KAPI / yorumLUyorum / fazıl hüsnü dağlarca

ESKİ KAPIkadınların istediğimavilik midirgece midirkocalar yaşlanır da anlayamaz.fazıl hüsnü dağlarca Devamı