18 09 2007

"ağustos böceği ile karınca"/yorumLUyorum/nazım hikmet

ağustos böceği ile karınca   ağustos böceği artisttir (sanatçıdır). bütün bir yaz, sıcak sarı kırları, ılık yıldızlı geceleri sevinçli türküsüyle doldurur. kırlarda çalışanlar, yıldızların altında yorgunluk çıkaranlar onun aydınlık sesinden tad duyarlar.   ağustos böceği artisttir. şarkısını söylemek için soluk tüketir; yüreciğini parça parça, ışıklı damlalar gibi ses biçimine sokarak havalara dağıtır. yorulur. didinir. yalnız kendisi için değil, bütün bir kendini dinleyenler için. o, bu işe, başkaları için türkü söylemeğe öyle alışmıştır ki, kendini düşünmez. bütün bir yaz, kendi özel yaşamını bir kerecik olsun aklına getirmez.   kara kış gelmiştir. ağustos böceği aç. ağustos böceği donuyor soğuktan. gider, karıncanın kapısını çalar.   karınca, bütün bir yaz yalnız kendini, yalnız özünü düşünerek kışlık yiyeceğini düzmüş, ambarlarını doldurmuştur. şimdi buğday çuvalları arasında, burnu kaf dağında oturmaktadır. bütün bir yaz, taneleri birbiri peşinden kendi evine sürüklerken, ağustos böceğinin, türkülerinden hız aldığını, o türkülerle yazın güzelliğini bir parçacık olsun anlıyabildiğini çoktan unutmuştur. şimdi, kapısını çalan ağustos böceğini, üstüne üstlük, kendi aklınca bir de alay ederek kovar.   ben bu masaldaki karıncadan tiksinirim, iğrenirim. ağustos böceğine gelince; ona bütün bir yaz kendini, özünü düşünmeden, türkü çağırdığı için değil; hayır, bu onun en güzel, en kahraman yanıdır; hayır, ben ağustos böceğine, gidip karıncanın kapısını çalacak kadar budalalaştığı, en sonunda yüreğinin gücünü böylece kaybettiği için kızarım.”   nazım hikmet ... Devamı

17 09 2007

"Kaybedince Kazanmak..."/yorumLUyorum/erdal atabek

Kaybedince Kazanmak... Hiç unutmamam gereken bir ilkem vardır: "Kaybetmeyi göze aldığın şey kadar kazanırsın." Risk alma cesaretidir bu. İnsan "kaybetme korkusu" nu böyle yener. Kaybedebilirsin. Ama onun arkasından yanıp yakılacağına, "yeniden daha iyisini nasıl kazanacağını?" düşünüp o günden harekete geçmen gerekir. İşin en önemli yanı budur. Yanıp yakılmak yok. İki dizinin üstüne çöküp yıkılmak yok. Kaybettin. Doğru. Şimdi ilk işin "neden kaybettiğini anlamak." Eğer yanlışlarını göremezsen bu kaybı ­şu ya da bu konuda- yeniden yaşamaya mahkûm olursun. Kaybedenin kazandığı işte budur. Bir seçimi kaybedebilirsin. Bir sınavı kaybedebilirsin. Sevdiğini kaybedebilirsin. İşini kaybedebilirsin. Mücadeleni kaybedebilirsin. Düşünmen gereken ilk iş odur: "Neden kaybettim ve bunda benim payım nedir?" Eğer bunu düşünürsen işte o düşünce senin en büyük kazancındır. "Neden kaybettim ve bunda benim payım nedir?" Eğer bir kayıpta kendi payını göremezsen kendini aldatmış olursun. Kaderimdi, şansım yoktu, zaten talihsizimdir'lere kapılırsan kaybın sürer gider. Yaşamımızın her kaybında kendi payımız vardır. Ya yapmamız gerekenleri yapmamışızdır ya da yapmamamız gerekenleri yapmışızdır. Bu da ne yapıp yapmamak gerektiğini kavrayamamak demektir. Şimdi bir yarışa girdiniz ve kaybettiniz, öyle mi? Rüzgâr rakibinizi hızlandırdı mı? Hakemler ondan yana mı oldu? O gün talih perisi sana gülmedi mi? Hiçbirisi geçerli değil. Kazanamadın, çünkü rakibin senden daha iyiydi. O, yarışa senden daha iyi hazırlanmıştı, bu nedenle kaybettin. Şimdi, bugün, yarışa hazırlanmaya başlamalısın. Yarın, bir gün kaybetmiş olacaksın. Ertesi gün, iki gün kaybetmiş olacaksın. Yeni bir kaybın basamaklarını hazırlıyorsun. Kazanmanın üç temel ilkesi vardır: Dürüst olup nesnel bakabilmek, Akıllı olup plan yapabilmek, Çalışkan olup programı tamamlayabilmek. Bu üç ilkeyi uygulayanlar kazanırlar. Tek başına dürüst olmak, tek b... Devamı

12 09 2007

"tarihte bugün"/yorumluyorum/12 eylül

12 Eylül 1937 - Dersim isyanının lideri Seyit Rıza teslim oldu. Seyit Rıza yargılama sonucu 15 Kasım'da idam edildi. 1943 - Almanlar Benito Mussolini'yi hapishaneden kaçırdı. 1953 - Sovyetler Birliği'nde Nikita Kruçev Komünist Partisi 1. sekreterliğine seçildi. 1956 - 6-7 Eylül Olayları davası başladı. 1959 - Sovyetler Birliği Luna II roketini aya fırlattı. 1963 - Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasında ortaklık antlaşması imzalandı. 1969 - Türkiye İşçi Partisi, Adıyaman'da bir toprak ağası ve Alevi dedesi olan Sabri Tanrıverdi'yi aday gösterdi. Tanrıverdi'nin adaylığı parti içinde rahatsızlık yarattı. 1970 - Filistinli gerillalar ABD, İsviçre, İngiltere ve Almanya'ya ait dört uçağı kaçırdılar. Gerillalar uçaklardan üçünü Ürdün çölünde havaya uçurdular; yolcuları rehin aldılar. 1975 - BM İnsan Hakları Komisyonu Kıbrıs konusunda Türkiye aleyhine karar verdi. 1977 - 32. Uluslararası Halk Oyunları Yarışması Fransa'nın Dijon kentinde yapıldı. Türkiye 48 ülke arasında birinci oldu. 1980 - Ordu yönetime el koydu. Parlamento feshedildi, siyasi faaliyetler durduruldu, tüm yurtta sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 12 Eylül askeri darbesi sonrasında 7000 kişinin idamı istendi. Askeri Yargıtay 124 idam cezasını onayladı. 50 kişi idam edildi. Askeri yönetimde, gözaltında ya da hapishanelerde, "doğal olmayan ölüm" sayısı 229 oldu. İnsan Hakları Derneği'nin kayıtlarına göre 12 Eylül döneminde: 650 bin kişi gözaltına alındı. 230 bin kişi yargılandı. 1 milyon 683 kişi fişlendi. 141,142 ve 163. maddelerden 71 bin kişi, yasadışı örgüt üyesi olma iddiasıyla da 98.404 kişi yargılandı. 1987 - Metris Askeri Cezaevi yönetimi tutuklu ve mahkumların isteklerini kabul etti; 63 siyasi tutuklu 30 gündür sürdürdükleri açlık grevine son verdi. 1993 - Nurhan Süleymanoğlu Avrupa Boks Şampiyonası'nda altın madalya kazandı. Bu, Türkiye'nin boksta aldığı ilk altın madalya. 1997 - "Susurluk davası" sanığı İbrahim Şahin il... Devamı

04 09 2007

"kuşadası öykü ve şiir günleri"/yorumLUyorum/

kuşadası öykü ve şiir günleri 4. yılında kuşadası öykü ve şiir günleri 5-7 eylül tarihleri arasında birçok etkinliğe ev sahipliği yapacak kuşadası belediyesi’nce düzenlenen öykü ve şiir günleri’nin dördüncüsü, bu yıl 5–7 eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek. etkinlik, kuşadası’nda ilçe halk kütüphanesi’nde yapılacak. aydın ili ve çevresindeki kuruluşlarca da desteklenen etkinlik türk öykü ve şiirlerini, edebiyatçı ve kültür ustalarını ülke çapında tanıtmayı ve dünyada barışa katkıda bulunmayı amaçlıyor. öykü ve şiir günlerinin bu yıl ki onur konukları kemal bekir, arif damar, fikret otyam ve vecihi timuroğlu olacak. celal inal’ın sunuculuğunu üstlendiği etkinliğe katılacak edebiyatçı ve bilim adamları ise şöyle: yrd. doç.dr. tülay akkoyun, sina akyol, recai atalay, mehmet atilla, talat avcı, zafer doruk, vicdan efe, gülseren engin, özgen ergin, doç. dr. hasan erkek, sultan su esen, kemal gündüzalp, mehmet arslan güven, nur içözü, yrd. doç. dr. şükran kara, a.neyzar karahan, m.sadık kırımlı, prof. dr. o. bilge kula, ayla kutlu, haldun h. marlalı, a. zeki muslu, prof. dr. özdemir nutku, akın önen, belma özgün, asım öztürk, mucize özünal, dr.hidayet sayın, dinçer sezgin, osman şahin, tahsin şimşek, erhan tığlı, bülent top, murat tuncel, oğuz tümbaş, dr. halit umar, çiğdem ülker, zehra ünüvar, mustafa veli ercan yaren, halim yazıcı, hayri k.yetik, m.uluğtekin yılmaz, nilay yılmaz ve muzaffer izgü. ilk gün, “cumhuriyet sonrası türk şiiri’nde kırılma dönemleri” tartışılacak, onur konuklarıyla bir söyleşi gerçekleştirilecek, öykücüler öykülerini seslendirecekler. birinci gün akşamı güvercinada’da kuşadası belediye başkanı fuat akdoğan’ın “hoş geldiniz kokteyli” ve kerem görsev triosu’nun jazz dinletisi var. ikinci gün sabah panelinin konusu, “cumhuriyet sonrası türk öyküsü’nde kırılma dönemleri”. öğleden sonra ise, “cumhuriyet sonrası türk romanı’... Devamı

09 08 2007

ben

çepniliyim ben. çepni, sivas-gemerek'e bağlı bir kasabadır. ilkokul 2. sınıfa kadar okuduğum, ismet'in kamyonu, kasım'ın otobüsünden başka araç görmediğim yaşamsal dönem.   3. sınıftan (atatürk ilkokulu) itibaren kayseri'de okuyacağım ve liseyi (kayseri lisesi)bitirene kadar da yaşamım 'kent'te sürecek. ortaokulu nazmi toker ortaokulunda bitireceğim.   bu, ilkokullu yıllardan sinema, kışın karda kaydıklarım...a dair resimler görüyorum. zaman zaman.   ailem çepni'dedir. ben cumartesi günleri okul çıkışı hafta sonunu köyde ailemin yanında geçirmek üzere köye döneceğim. bu süreç babamın kayseri'ye müfettiş olarak atanıp evimizin taşınmasına kadar sürecek. geldiklerinde 5. sınıftayım. üstü olmayan bir bodurum katta oturacağız.   esenyurt mahallesi'nden söz ediyorum. kayseri'de yanlarında kaldığım amcam/teyzemlerin evinin bulunduğu mahalle.   bu yazı sürdürülmeli... * aslında bu yazıya başlarken bir iletiyi merkeze almıştım. o da bu yaz babamı çepni'ye götüreceğimdir. anneme de hazırlanmasını belirtmiştim. dilerim ki vazgeçmez.   her neyse. çepni benim/bizim için çok şey ifade ediyor. bir boy ismi olması, çok sayıda çepni adıyla bilinen yerleşim yerinin olması, bunların alevi olmaları ve bizim alevi olmayışımız, buna mukabil bir alevi kesimin sonradan deremahallesi olarak adlandırılan yerde ikamet etmeleri, kasabada halen bir kilisenin bulunması, tarihi eskice olan caminin kiliseden dönüştürülmüş olması... ek olarak kazan yoğurdundan söz etmek olası. dahaca şeylerden de. işte bu hususlara dönük araştırma yapma, resim çekme, belge-bilgi toplamak için vesile olacak çepniye yapılacak gezi ile. ... Devamı

24 07 2007

ETKI - TEPKI OLAYI/mizah/

klasik tepki: "sıraya geç kardeşim."neoklasik tepki: "şeker kardeşim sıraya geçiver."realist tepki: "sıra var."sürrealist tepki: "sallandıracaksın bunlardan ikisini kızılay'da bak bir daha yapabiliyorlar mı?"romantik tepki: "beyefendi galiba sırayı görmediniz."modern tepki: "efendim insanımız eğitimsiz. halbuki avrupa'da..."postmodern tepki: "sırana geç lan ayı!"uzlaşımcı tepki: "acelesi olmasa öne geçmezdi, üzmeyin garibi..."devrimci tepki: "altyapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez. devrim olunca herkes hizaya gelecek."kaderci tepki: "iki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? kısmetse hepimizin işi görülür."felsefeci (septik kuşkucu) tepki: "ön ve arka kavramları görecelidir. o tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir."kantçı tepki: "efendim, algılanmayan şeyler yok demektir. bakmayın o tarafa,adam yok olur."kötümser varoluşçu tepki: "herkes bir gün ölecek. onurlu bir şekilde bekleyin. bir gün o adam da ölecek."iyimser varoluşçu tepki: "sıkmayın canınızı, şu anın tadını çıkarmaya çalışın. bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor."hümanist tepki: "insanlık bir bütündür. birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için. dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz." gönderen: www.eminegitim.com... Devamı

15 07 2007

"BU SAVAŞI..."/yorumLUyorum/aydın çubukçu

BU SAVAŞI HEP BİRLİKTE DURDURABİLİRİZ! Savaşlarla yolu binlerce kez kesilmiş bütün insanlık tarihi boyunca ilk kez, bütün dünya halkları, aynı sloganı büyük bir inançla ve güvenle haykırıyor: "Biz, bu savaşı durdurabiliriz!" İki büyük emperyalist savaş yaşamış, bunların siyasal, toplumsal, ekonomik, maddi ve manevi sonuçlarını kuşaktan kuşağa derin acıların, yoklukların, yoksullukların, kayıpların ördüğü karanlık ve kanlı anılar halinde aktarılmasından oluşan insanlık belleği, "artık bir savaş daha istemiyoruz" çığlığını atacak kadar diri olduğunu göstermiştir. Hiç kuşkusuz, "insanlık belleği" diye bir etkiden söz edebilmek için belli bir olayın, bütün uluslardan, bütün sınıflardan insanlar tarafından yalnızca hatırlanıyor olması yetmez. Hatırlamak, aynı zamanda olayın tekrarlanmasını ya da tekrarlanmamasını sağlayabiliyor, bütün gelecek kuşaklar için ortak bir davranışın dayanağını oluşturabiliyorsa, "insanlık belleği" olarak değerlendirilebilir. Bir köy halkının, mahalle sakinlerinin, ailenin belleğinden de söz edilebilir. Küçük toplulukların anıları, acı deneyleri, sevinçleri ve bunların oluş biçimleri belli bir birikim oluşturarak, bir ya da birkaç kuşak boyunca, kimi davranışları, alışkanlıkları etkileyecek, biçimlendirecektir. Kimi durumlarda, bir ulusun anılar dağarcığında da, hayatı etkileyebilecek unsurlar birikebilir. Bunların kimileri, gelenekler, töreler ya da folklorik biçimler altında gelecek kuşaklara aktarılabilir. Fakat, modern zamanların en etkili "bellek" biçimi, politikadır. Günümüzdeki yaygın ve etkili savaş karşıtlığı tutumunun temelinde iki büyük emperyalist savaşın, Vietnam Savaşı’nın gerçekleri bulunmaktadır. Bunlar gerek sanatsal, edebi yollardan, gerekse antifaşist, antiemperyalist politik karşı duruşlardan dolayı, genel bir tepkinin oluşmasına katkıda bulunmuşlardır. Yalnızca bir "anılar toplamı" olmaktan çıkarak, biri bilinç biçiminin oluşmasına yol açmışlardır. Geçmişte, dünya halklarının bir savaşı önlemek için böylesine... Devamı

03 07 2007

"yedi öğüt"/yorumLUyorum/mevlana

yedi öğüt   cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol. şevkat ve merhamette güneş gibi ol. başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol. hoşgörülülükte deniz gibi ol.   mevlana Devamı

21 06 2007

tarihte bugün/yorumLUyorum/21 haziran

tarihte bugün 21 haziran 1633. italyan gök bilgini galileo galilei, engizisyon mahkemesinde dünyanın döndüğüne ilişkin tezini inkara zorlandı. 1934. soyadı kanunu kabul edildi..1940. devlet operası ilk temsilini verdi: mozart'tan "bastien ile bastienne" .1959. kuzey atlantik antlaşması teşkilatı (nato) genel sekreteri paul henri spaak türkiye'de. spaak, "komünizm tehlikesi gittikçe yayılıyor. komünizmin avrupa'da yayılmasına nato set çekiyor" dedi.1968. üniversiteler boykot ve işgallerle sarsılıyor; meclis'te üniversite olayları tartışıldı. cumhuriyet halk partisi grubu adına konuşan nihat erim, "bu genç kuşağın patlamasıdır" dedi.1973. istanbul sanat ve kültür vakfı'nca düzenlenen ı. istanbul festivali başladı.1977. cumhuriyet halk partisi genel başkanı bülent ecevit kabinesini kurdu; ancak, ecevit hükümeti 3 temmuz günü meclis'ten güvenoyu alamadı.likud lideri menahem begin ısrael'in 6. başbakanı oldu. 1985 amerikalı, brezilyalı ve batı alman adli tıpçıları brezilya'da bulunan iskeletin nazi doktor josef mengele'ye ait olduğunu belirlediler. 1986. sosyal demokrat halkçı parti (shp) ile demokratik sol parti (dsp) 21 haziran 1986'da sosyalist enternasyonal'e "danışman üye" olarak alındılar. başbakan turgut özal'a silahlı saldırıda bulunan kartal demirağ'ın polise verdiği ifadeyi haber yapan gazeteci erbil tuşalp gözaltına alındı. cumhuriyet gazetesinin ankara bürosu arandı.1990 iran'da meydana gelen depremde 25 bin insan hayatını kaybetti. bugün doğanlar: 1905 egzistansiyalizm (varoşçuluk) akımının öncüsü fransız filozof, romancı ve oyun yazarı jean paul sartre.1935"günaydın hüzün" romanı ile ünlü françoise sagan. 1953 pakistan eski başbakanlarından benazir butto. bugün ölenler: 1037 filozof ibni sina.1527"prens"in yazarı, italyan yazarı ve politikacı niccollo machiavelli1908 "şehrazat" suiti ile ünlü rus besteci rimsky-korsakov. 1980 şair, tiyatro yazarı ve gazeteci ahmet muhip dranas. az yazdığı halde şii... Devamı

19 06 2007

"anı"/yorumLUyorum/melih cevdet anday

anı   bir çift güvercin havalansa yanık yanık koksa karanfil değil bu anılacak şey değil apansız geliyor aklıma neredeyse gün doğacaktı herkes gibi kalkacaktınız belki daha uykunuz da vardı geceniz geliyor aklıma sevdiğim çiçek adları gibi sevdiğim sokak adları gibi bütün sevdiklerimin adları gibi adınız geliyor aklıma rahat döşeklerin utanması bundan öpüşürken bu dalgınlık bundan tel örgünün deliğinde buluşan parmaklarınız geliyor aklıma nice aşklar arkadaşlıklar gördüm kahramanlıklar okudum tarihte çağımıza yakışan vakur, sade davranışınız geliyor aklıma  bir çift güvercin havalansa  yanık yanık koksa karanfil değil unutulur şey değil çaresiz geliyor aklıma. melih cevdet anday ... Devamı

25 05 2007

"kaktüs"/yorumLUyorum/

Meksika'nın Coahuila eyaletinin başkenti olan Santillo yakınlarında bir Ferocactus pilosus.   Kaktüs, kaktüsgiller (Cactaceae) familyasını oluşturan etli sulu ve çiçekli bitkilerin ortak adıdır. Çölde yetişen Saguaro, en büyük kaktüslerden biridir. Yetişkinleri genellikle 12 metre boya ulaşır, nadiren de 15 metreyı aşanları bulunur.   Türkiye’nin tek kaktüs çiftliği   Türkiye’nin tek kaktüs çiftliğinde, dünyadaki 9 bin çeşit kaktüsün 3 bin 500’ü yetiştiriliyor.   Çiftliğin sahibi Antalyalı Taner Angay, kaktüs ithalatına 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal zamanında izin verildiğini bildirdi. Taner Angay, “Kaktüsün Türkiye’deki geçmişi 15 yıl gibi kısa bir zamandır. Avrupa’da kaktüs 500 yıldır yetiştirilmektedir” dedi.   Dünyada 9 bin çeşit kaktüs bulunduğunu anlatan Angay, bu kaktüs çeşitlerinin 3 bin 500’ünü üretmeyi başardığını, hedefinin ise 9 bin çeşidi üretmek olduğunu belirtti. Yılda 50 bin adet kaktüs yetiştirip başta İstanbul olmak üzere çeşitli illere gönderdiğini bildiren Angay, yeni seralar yaptığını ve bu geniş alanda çok daha fazla çeşit kaktüs üreteceğini kaydetti. Angay, şunları söyledi: “Şu anda yerim dar. Seralar yetmiyor. Yeni seralar yapıyorum. O zaman dev kaktüsler de yetiştireceğim. Amerikan filmlerinde gördüğümüz dev kaktüsleri Antalya’da da göreceğiz. Şu anda ürettiğim kaktüsler 750 bin lira ile 100 milyon lira arasında alıcı buluyor. Ancak yeni üreteceğim çeşitlerin fiyatı çok yüksek olacak.”         KAKTÜS KOLEKSİYONCULARI Taner Angay, Türkiye’de hala bir kaktüs derneğinin kurulmadığından yakınarak, şöyle konuştu: “Avrupa 500 yıldır kaktüsü tanıyor. Sadece Almanya’da 40 bin kaktüs derneği üyesi var. Almanya’da kaktüs koleksiyonculuğu yapanların sayısı ise 300 bindir. Türkiye’de ise daha yeni kaktüs koleksiyonculuğu yapanlar var. Zaten ürettiğim 3 bin 500 çeşidin büyük b... Devamı

15 05 2007

"bugün"/yorumLUyorum/hasan tahsin

15 Mayıs 1919 Perşembe günü, Yunanlılara ilk kurşunu atan Hasan Tahsin, o tarihden 31 yıl önce 1304'de (1888) Selanik'de doğdu. Ona Osman Nevres adını verdiler. Hasan Tahsin takma adını 1914'de Buxton kardeşleri vurmak için Romanya'ya gittiği sırada almış ve bir daha bırakmamacasına benimsemiştir. Babasının adı Recep, annesinin adı Rabia'dır. Rabia, Recep ağanın ikinci karısıdır. Osman Nevres'in bu evlilikden Binnaz ve Melek adlı iki kız kardeşi olmuştur. Babasının ilk evliliğinden de Mehmet Recep adında bir ağabeyi vardır.   Öğrenim çağına gelince, Mustafa Kemal'in de okuduğu Şemsi Efendi okuluna gönderildi. Daha sonra, yine Selanik'deki Feyziye Mektebi'ne gitti. Mektebin müdürü daha sonraları İttihat Terakki'nin Maliye Nazırlığını yapacak olan Cavit Bey'di. Osman Nevres, zeka ve çalışkanlığı ile Cavit Bey'in dikkatini çekmiştir. Daha sonraları ailesi ticaret yapmak için İstanbul' a yerleşmesine rağmen Osman Nevres gitmeyerek, Cavit Bey'in gözetimi altında kaldı. Okulu tamamlayınca, ülke sorunlarıyla ilgilenmek, siyasetiyle uğraşmak hevesiyle İstanbul'a gelir (1907). 1909 ve 1914 yılları arasında Fransa'ya  gider. Paris'de Sorbonne'a kaydolan Osman Nevres, "siyaset bilimleri" eğitimi görmeye başladı. Burada Belçika'lı sosyalist Emile Vandervelde'nin konferanslarını izlemiştir. 1914'ün ilk aylarında İstanbul'a dönmüş olduğu yönünde bulgular vardır. Sorbonne'un siyasal bilimler bölümünü bitirdiğine ilişkin hiçbir bilgi elde edilememiştir.   İstanbul yıllarında İttihat ve Terakki hükümeti ile çalıştı. Daha sonraları kurulan Teşkilat-ı Mahsusa'ya İttihat ve Terakki tarafından verilen ve Balkan ülkelerini, ülke aleyhine kışkırttığı öne sürülen Buxton kardeşler suikastında görev aldı. Ancak bu görevlendirme Teşkilat-ı Mahsusa tarafından mı yoksa Osman Nevres (Hasan Tahsin) 'in kendisi tarafından mı üstlenildiğine dair bir ... Devamı

21 02 2007

"aşka dair sözler"/yorumLUyorum/

aşka dair sözler Devamı

18 02 2007

"oppenheimer'in ölümü"/buluşmayeri/mümtaz arıkan

mümtaz arıkan. tarihte bugün. 01.01.'07. cumhuriyet Devamı