10 01 2008

fazıl say'ın bir yazısı

Peki, neydi o ölen hayallerim?                                 7 Ocak 2008  Birkaç gün önce, sabahın erken saatlerinde, 7 yaşındaki kızım Kumru'yu okula uğurlamadan hemen önce, kahvaltıda televizyon seyrediyorduk... Spiker gazete manşetlerini okuyordu: "Zaman gazetesi" manşeti; "GÖBEĞİNİ KAŞIYAN ADAM!" Her şeyden habersiz Kumru: "Baba, sen böyle bir laf mı ettin?" diye sordu... "Evet kızım,evet... Ettim..." dedim... "Ee?" dedi Kumru; "Benim de sırtım kaşınıyor!.." * * * Hayattaki en büyük hayalim, Kumru büyüyünce onunla beraber, baba-kız, çok büyük bir "KÜLTÜR VE FELSEFE FESTİVALİ" kurmak... Mesela Patara'da... Ya da Aspendos'ta... Antik Anadolu usulü! Öyle ya, dünyanın en eski medeniyet beşiği Anadolumuz! On bin yıllık, belki daha da fazla! Bu topraklar, en büyük ve en kapsamlı festival buluşmasını hak etmekte. Öyle değil mi? * * * Salt ruhlar! Salt bedenler! Salt fikirler! Gerçek sanatlar! Gerçek performanslar! Gerçek tartışmalar! Gerçek kültürler! Gerçek kavgalar ve gerçek barışmalar! Biz insanoğlunun "ilerlemekten haz duyacağı", "insanoğlunun vardığı noktanın ötesine geçmenin en büyük değer görüldüğü" ortamlarda... * * * Akdeniz kıyısında. Yaz gecelerinde... Yıldızlar, galaksiler ve denizin hışırtısı ve de rüzgârın tatlı uğultusu eşliğinde... İnsanoğlunun en büyük beyinlerinin her yıl toplandığı bu buluşma için dünyanın dört bir yanından akın akın gelen kitlelerin heyecanının gökkubbe altındaki yegane oksijen olduğu, felsefenin, dünya siyasetinin ve de sanatın en yüksek mertebede paylaşıma sunulduğu, yalan ve sahtekârlığın tamamen en diplere gömülmüş olduğu bir GERÇEK FESTİVAL! Biz dünyalıların "yol kat etmesi" için... * * * Aşık Veysel fidanının, Mozart çiçeği ile yan yana var olabildiğine inanabilen bir evrende... Uzay... Ah uzay!!! 30 sene önce ben Kumru... Devamı

30 12 2007

"Dudaklarında mercan ışıltısı çocuklar"

Titreyen Bir Sevda... Gözlerimin içinde çoğalan boşluk, bir kaçışın gölgesinde su derinliklerini oluştururdu... Hiç okunmamış şiirler, sayfaları açılmamış kitaplar... Korku titreyen bir sevda çiçeğiydi.. inatçı aşk ve titreyen sevda. Uykuya dalan ırmaklar.. ürkek bir sincap. 2008'e merhaba diyeceğiz iki gün sonra... Erimiş bir kışın izlerine bakacağız , bahara susadığımız zaman. Şükran Kurdakul 'u anımsayacağız, sevdalı birinin ellerindeki merakla... Çağlar boyu tutkularımız geçecek... Mor beyaz arası düşlerde sevincin şarkısını söyleyeceğiz belki... Acılarla donatılmış bir toplumda umuda yolculuk çok zor biliyorum... Her bulut yeni bir renk arar şehrin üzerinden , her ağaç yeni bir dal arar uzanacak... Öyle söyler Kurdakul... Sonra devam eder: "Akşam mı, sabah mı, gece yarısı mı, Yürümek mi, oturmak mı, konuşmak mı Çekilip bir kitap mı okumak yüzde yüz? Devrilen gökler ne arıyor bilemem İki elim yanlarımda kalıyor, Ben seni arıyorum." Aramak nedir? Havayı, suyu, rüzgârı, güneşi, denizi... O kopuşları... İlk çağları andıran anıları, Cevat Şakir 'i, Azra Erhat 'ı, Bedri Rahmi 'yi... Umutsuz aşklar, ölümler, faili meçhuller... "Şimdi sen gideceksin/Şimdi ben kalacağım/Her defasında yeniden kaybeder gibi/Ya bir iskele kahvesinde/Ya bir tramvay durağında/Uzaklaşan adımlarına bakacağım." **** Bir Sofya akşamı... Kar nasıl da yağıyordu Sofya'ya... Tuğrul Deliorman , Fahri Erdinç , Şükran Kurdakul ve bir de ben... "Aydınlanır en karanlığı düşencenin, Yalnızlığında, sessizliğinde, garipliğinde mi? Tutmuş yasak kaldırımların ıslakları gölgemi İçimde ezintisi sokak fenerlerinin Duygumda yaşatıyor usumda yitirdiğimi." Yıldızlara bakarak küçülüyordu gece... Pera'da yitik bir zamanı yaşayan Tekin Sönmez 'in " Pera'da İstanbul " u (Media Yayıncılık-www.tekinsönmez.com) deneme tadında bir... Devamı

17 12 2007

bulana 1000 Cumhuriyet Altını

Lugati't Türk'ü bulana 1000 Cumhuriyet Altını Avrasya Yazarlar Birliği, Türk dilinin ilk gramer kitabı olan Kaşgarlı Mahmut' un kayıp eseri "Kitabu Cevahirü'n Nahv Fi Lugati't Türk'' ü bulana 1000 Cumhuriyet Altını ödül verecek. Avrasya Yazarlar Birliği Genel Başkanı Yakup Deliömeroğlu , eseri bulana kadar aramaya devam edeceklerini belirterek, "Divan-ı Lügati't -ı Türk de kayıptı, ikiz kardeşlerden birisi bulundu. İkinci ikiz de bir yerlerde gizleniyor ve umarım o da gün ışığına çıkacak '' dedi. cumhuriyet. 17.12. '07 Devamı

09 12 2007

erhan bener

Erhan Bener yaşamını yitirdi Yazar Erhan Bener , bir süredir tedavi görmekte olduğu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Bener, yarın öğleyin Kocatepe Camii'nde kılınacak namazdan sonra Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verilecek. 1929'da Kıbrıs'ta doğan Bener, 1950'de Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. İlk şiiri 1945'te Yedigün dergisinde çıktı. Öykü ve yazıları Seçilmiş Hikâyeler, Dost, Varlık, Türk Dili, Özgür İnsan, Yazko Edebiyat, Somut, Sanat Olayı, Gösteri, Milliyet Sanat, Adam Sanat, Adam Öykü, Düşler Öyküler ve Biçem dergileri ile Vatan, Ulus, Akşam, Cumhuriyet, Milliyet gazetelerinde yayımlandı. "Ölü Bir Deniz" ve "Böcek" adlı yapıtları sinemaya aktarıldı. Acemiler, Gordium, Yalnızlar, Loş Ayna, Ara Kapı, Baharla Gelen, Elif'in Öyküsü, Oyuncu, Ünlü Gezginci Macellos da Vinci'nin Akıl Almaz Serüvenleri, Böcek, Ölü Bir Deniz, Sisli Yaz, Ortadakiler, Tekilleşme, Bir Büyük Bürokratın Romanı, Anafor, Hınzır Kız, Dönüşler, Köleler ve Tutkular, Işığın Gölgesi, Sıradışı Bir Kadının Otobiyografisi adlı romanlara imza attı. Aşk-ı Muhabbet Sevda, Gece Gelen Ölüm, Günbatımı Öyküler, Denizaşırı Öyküler, Yaralı Aşklar adlı öykü kitapları yayımlandı. Çıldırtan Yağmurlar, Hızır Doktor, Şahmeran adlı oyunların yazarı olan Bener'in ayrıca Bürokratlar, Sonbahar Yaprakları adlı kitapları da bulunuyor. Bener, "Kedi ve Ölüm" adlı yapıtıyla 1962 Fransız-Türk Kültür Cemiyeti Büyük Roman Ödülü'nü, "Hızır Doktor" ile 1979 Muhsin Ertuğrul Tiyatro Yapıtı Ödülü'nü, "Aşk-ı Muhabbet Sevda" ile 1992 Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü, "Alabalık" adlı öyküsüyle 1992 Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, "Günbatımı Öyküleri" ile 1996 Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Öykü Ödülü'nü, "Hınzır Kız" ile 1996 Yunus Nadi Roman Ödülü'nü ve 1999 Edebiyatçılar Derneği Altın Madalya Onur Ödülü'nü aldı. cumhuriyet. 09.12. '07... Devamı

05 12 2007

ataol behramoğlu’yla ağıt mı destan mı

Günümüz şairlerinden Ataol Behramoğlu, kırk yılı aşkın bir süredir, genellikle şiirle şiir kuramı üstüne kitaplar yayınlıyor. İkinci Yeni şiirine karşı Nâzım Hikmet’ten sürüp gelen toplumcu lirik bir şiir anlayışını savundu. Ataol Behramoğlu’yla Evrensel Basım Yayın tarafından yayınlanan son şiir kitabı İki Ağıt üstüne konuştuk. Günümüz şairlerinden Ataol Behramoğlu, kırk yılı aşkın bir süredir, genellikle şiirle şiir kuramı üstüne kitaplar yayınlıyor. İkinci Yeni şiirine karşı Nâzım Hikmet’ten sürüp gelen toplumcu lirik bir şiir anlayışını savundu. Siyasal düşüncenin, bir bütünlük içinde, şiirin ayrılmaz bir parçası olduğu inancıyla toplumcu gerçekçi bir şiir akımının en önemli yapıtlarını kaleme aldı. Bunların başlıcaları: Bir Gün Mutlaka (1970), Mustafa Suphi Destanı (1979), Dörtlükler (1980), Türkiye Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum (1985). Ataol Behramoğlu’yla Evrensel Basım Yayın tarafından yayınlanan son şiir kitabı İki Ağıt üstüne konuştuk. Son kitabın “İki Ağıt” Şili’ye Şiirler ile Sava’da Boğulan Türkler adıyla iki bölümden oluşmuş. İki bölüm birbirini bütünlüyor. İçerik açısından ağıt gibi görünseler de şiirsel yapıları bakımından bir destan havasındaymış gibi geliyor bana... “Sava’da Boğulan Türkler”e destan denemez. Destan, tragedya niteliği de taşısa, eninde sonunda bir övgüdür. “Savada Boğulan Türkler”de övgüye konu olacak bir şey yok. Yurtlarından uzakta, ekmek peşinde canlarını yitiren bu insanların, insanlarımızın tragedyası, ülkemiz bakımından ancak utanç konusu olabilir… “Şili’ye Şiirler”için söylediklerinde haklı olabilirsin. Fakat bence işin “püf noktası” da burada… Bir ağıt da aynı zamanda destan, ya da bir destan aynı zamanda ağıt olabilir mi? “Şili’ye Şiirler”de biraz da bunu tartışmak istedim… Destan derken daha çok övgü, alkış anlarız… Oysa her destanın gerisinde, arka planlarında, çekilmiş nice ac... Devamı

23 11 2007

merhaba öğretmenlerim

öĞRETMENLRgÜNÜNÜZkUTLUoLSUN Devamı

22 11 2007

“gitme kal var yok dinlemez bir çocuk isteğidir/gitme aklına getir” a.damar *  öğretmendi, arkadaştı, amcaydı, dosttu, candı… ‘kirve’ydi muharrem akbay. yaşıyor, hep yaşayacak…! imran eren, türkü(ler) manisa/balıkesir   (geçen yıl evrensel gazetesinde yayımlanan ilan) Devamı

22 11 2007

kirvemize hallarımızın takdimi ilanıdır.

kirvem,   yeni bir hayat doğdu tüm renkleriyle. nurtopu. türkü gibi. cihana değer. imranlar, erenler, gökhanlar… aydınlığında senin   bir de telekom grevi bir de...   hallarımız böyledir. saygıyla.   kirven.   manisa. 24.11.2007 ... Devamı

22 11 2007

tarihte bugün/22 kasım/

22 kasım   1332    şair aşık paşa öldü.   1617    sultan ı. ahmet öldü; ı. mustafa tahta çıktı.   1877    edison, fonografı icat ettiğini duyurdu.   1906    öykü yazarı sait faik abasıyanık doğdu.   1906    sos tehlike sinyali, berlin'deki uluslararası radyo telgraf konvansiyonunda kabul edildi.   1909    istanbul'da, tıp fakültesine bağlı olarak ''dişçilik'' eğitimi veren yüksekokul açıldı.   1922    lozan Konferansı çalışmalarına başladı. 1938    atatürk'ün naaşı, törenle etnografya müzesi'ndeki geçiciistirahatgahına getirildi.   1948    ıı. türkiye iktisat kongresi toplandı.   1950    dünya barış konseyi, şair nazım hikmet'e, ispanya'dan pablo picasso, şili'den pablo neruda, amerika'dan paul robeson ve polonya'dan wanda jakubowska ile beraber uluslararası barış ödülü verdi.   1963    abd başkanı john f. kennedy, dallas'ta suikastta öldü.   1968    ankara'da dr. kemal beyazıt ve ekibi, ilk kalp naklini gerçekleştirdi. maviş karakurt adlı hasta, 18 saat yaşayabildi.   1972    ankara radyosu, yurdun her yerine yayın yapmaya başladı.  1975    monarşi ispanya'ya geri döndü; carlos ispanya kralı oldu.   1976    yazar sevgi sosyal 40 yaşında öldü.   1994    tiyatro oyuncusu asuman korad, ankara'da öldü.... Devamı

17 11 2007

salihli şiir ikindileri ‘güz 38’ bugün 14:30'da

salihli şiir ikindileri ‘güz 38’ hazırlıklarını tamamladı   batının kültür şehirlerinden salihli, şiir ikindileri adıyla yılda 2 kez düzenlenen 38. programının hazırlıklarını da tamamladı.   17 kasım 2007, saat 14:00'de belediye tiyatro salonunda sanat severlerin beğenisine sunulacaktır.   bu etkinlik için izmir/fuar lozan kapısı önünden ve manisa/fatih sinaması önünden (aynı gün)  saat 11.30'da servis otobüsü kalkacaktır.   ilgililer davetlidirler. hazırlayan ve sunan: tuğrul keskin (2)   şiir: altay öktem (2) (3) (R) asuman susam (2) aydın şimşek (R) enver ercan (2) hayri k. yetik recai Atalay   müzik: vedat ülger - levent akpınar   sergi: mustafa ersoy tamer ersoy   ve ahmet telli (2) ... Devamı

15 11 2007

nazım hikmet/'takma ad'

nazım hikmet'in kullandığı isimler(i)1 Devamı

11 11 2007

34. 'şiir ekle' etkinliği: beklemek

sevgilim sevgilimecza dolabının raflarında BEKLE benibir tüp diş macunu, bir şişe siyanürve zambak kokulu sabunlarsevgilimbüyük millet meclisi'nde BEKLE benikürsüdeki yerimi ışıtgüzel konuşma dersi vereceğim hiç ağzımı açmadansevgilimiki bilinmeyenli bir denklemde BEKLE benimatematik tanrısının sonsuzluk evive akıl hastanesinin sisli bahçesisevgilimbir kedi pençesinde BEKLE beniyüreğinde deltalı tırmık izlerive karikatür saraylarsevgilimpolis otolarının fırıl mavi ışığında BEKLE benisakallı kaldırımlar, guguklu saat suçlarıve tarçın kokulu şizofrensevgilimçocuk kalmışlar derneği’nde BEKLE beni' hepsi pekiyi ' süt dişlerin, korsan gemilerinve altını ıslatmış bez bebeginsevgilimbu şiirin çıkışında BEKLE benisaat kulemizi geçenlerde yıktılar   akgün akova... Devamı

06 11 2007

Oktay Rifat'ın Şiirleri Yaşadığı süreçte ya da bu dünyadan göçtükten sonra yazılanların bir araya getirilmesinin sonsuz yararları var. Bizde yapılmayan bir iş değildir bu. Hemen her yayınevinin "bütün eserleri" dizisi var. Bununla, şair ya da yazarın yaşamı boyunca ne yaptığı bilinmiş, toplumun kültürce beslenme kaynağı canlı tutulmuş olur. Kültürde kopukluk olmaz; Nâzım Hikmet örneğinde olduğu gibi, dar görüşlüler arasından şairi toplum gözünden uzak tutmaya yeltenenler çıksa da... Zaman geçer, bakarsınız şairi yasaklayanlar onun şiiriyle besleniyor. Nâzım Hikmet'i, Sait Faik 'i, Sabahattin Ali 'yi, Yaşar Kemal' i.. bütün yapıtlarıyla yayımlayan Yapı Kredi Yayınları onların arasına Oktay Rifat 'ı da kattı. **** Mayakovski , şairin, "kütükten kafaları yonttuğunu", "dilin eğesiyle beyinleri perdahladığını" söyler. Oktay Rifat, o tür şairlerdendir. Ben, şairi ancak şairin iyi anlayacağına, onu, şiirde yarattığı dünyaya yerleştireceğine inanırım. Şair, edebiyat bilimi açısından bakmaz şaire, onu şiirde vardığı yer açısından değerlendirir. Bunu, Cemal Süreya 'nın "Papirüs" dergisine yazdığı şair yazılarından biliyorum. Oktay Rifat'ın "Bütün Şiirleri" nin ön yazısını, yine bir şair, yalınlığı duyarlığın, duyarlığı yalınlığın içinde eriten Cevat Çapan yazmış. **** İyi yazar nesinden belli deseler, "yazısının ilk cümlesinden" derim. Kimi yazarlarda bu, kullandığı sözcüğe bile indirgenebilir. "Şiirin Aşınmaz Zamanının İzinde" başlıklı yazısının başına Oktay Rifat'ın "Bin Kılıkta" şiirini koyan Çapan'ın ilk cümlesi şu: "Oktay Rifat'ın şiir dünyasına girmek isteyen okuru yaratıcı bir güç karşılar, onu elinden tutar ve uçsuz bucaksız dünyada bin kılığa girerek dolaştırır." Böyle bir cümleyle başlayan yazarın, Oktay Rifat'ı şiirinin duyarlık dünyasıyla yansıtacağı, bunu da şairce yapacağı bellidir. İlk cümlenin önemi buradan geliyor. **** Şair dilin eğesini ince tutmayı bildiği ölçüde, şiirine ... Devamı

28 10 2007

"fuar başladı gittin mi?"

semih poroy. harbi. cumhuriyet. 28.10. '07 Devamı