13 08 2012

Düşlerimiz/ Cengiz Bektaş

Düşlerimiz vardı… Belki de mutlu çocukluktan gelen… Her şey istediğimiz gibi miydi ki mutlu çocukluğumuz olması için? Hayır! Ama, iyi ya da kötü, bütün koşulları paylaşıyorduk bizim Çaybaşı mahallesinde. Biz çocukların, hepimizin sayısız amcası, dayısı vardı. Yengelerimiz, teyzelerimiz, ağabeylerimiz, kardeşlerimiz… Güven ortamında duyumsuyorduk kendimizi… Daha doğrusu bir başka ortam tanımıyorduk… Aç kalmışsak Çaybaşı mahallesinde herkes aç kalmıştır kesinkes… Özellikle Batılıların ikinci büyük paylaşım savaşı yıllarında… Hepimize karneyle eş dağıtılan çeyrek ekmekten birimizin daha çok alabileceği usumuzun köşesinden bile geçmezdi. Güvenirdik… Düşlerimiz vardı… Düşlerimizi birbirimize anlatırdık çekinmeden… Bahçelerimize, evlerimize girer çıkardık… Kimse kötü bir şey düşünmezdi… Bize büyük birine davranır gibi davranırlardı büyükler… Bu günkü durumun karşıtını anlatıyorum değil mi? Eskiden böyle olup olmadığı değil, bu günkü durumun böyle olmaması önemli… Bunun nedeni ne peki? Düşsüzlüğümüz belki de… İşte buna kaptırmamamız gerekiyor kendimizi… Düşsüz kalmamalıyız… Düşlerimizin bizim olduğuna tartışmasız inanmamız gerekiyor… Ortaokulda lisede anlatırlardı: “İki savaş gemisi Boğazlardan geçtiler. Türk bayrağı taktılar. Gidip bir yerleri bombaladılar.” Olan oldu… Şimdi de iki uçak düştü. Neden düştü? Kim düşürdü? Biri söylese ya… Neden söyleyemiyorlar? Kaç kez göreceğiz bu filmleri? Ben derim ki, Düşl... Devamı