09 12 2007

erhan bener

Erhan Bener yaşamını yitirdi Yazar Erhan Bener , bir süredir tedavi görmekte olduğu Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Bener, yarın öğleyin Kocatepe Camii'nde kılınacak namazdan sonra Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verilecek. 1929'da Kıbrıs'ta doğan Bener, 1950'de Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. İlk şiiri 1945'te Yedigün dergisinde çıktı. Öykü ve yazıları Seçilmiş Hikâyeler, Dost, Varlık, Türk Dili, Özgür İnsan, Yazko Edebiyat, Somut, Sanat Olayı, Gösteri, Milliyet Sanat, Adam Sanat, Adam Öykü, Düşler Öyküler ve Biçem dergileri ile Vatan, Ulus, Akşam, Cumhuriyet, Milliyet gazetelerinde yayımlandı. "Ölü Bir Deniz" ve "Böcek" adlı yapıtları sinemaya aktarıldı. Acemiler, Gordium, Yalnızlar, Loş Ayna, Ara Kapı, Baharla Gelen, Elif'in Öyküsü, Oyuncu, Ünlü Gezginci Macellos da Vinci'nin Akıl Almaz Serüvenleri, Böcek, Ölü Bir Deniz, Sisli Yaz, Ortadakiler, Tekilleşme, Bir Büyük Bürokratın Romanı, Anafor, Hınzır Kız, Dönüşler, Köleler ve Tutkular, Işığın Gölgesi, Sıradışı Bir Kadının Otobiyografisi adlı romanlara imza attı. Aşk-ı Muhabbet Sevda, Gece Gelen Ölüm, Günbatımı Öyküler, Denizaşırı Öyküler, Yaralı Aşklar adlı öykü kitapları yayımlandı. Çıldırtan Yağmurlar, Hızır Doktor, Şahmeran adlı oyunların yazarı olan Bener'in ayrıca Bürokratlar, Sonbahar Yaprakları adlı kitapları da bulunuyor. Bener, "Kedi ve Ölüm" adlı yapıtıyla 1962 Fransız-Türk Kültür Cemiyeti Büyük Roman Ödülü'nü, "Hızır Doktor" ile 1979 Muhsin Ertuğrul Tiyatro Yapıtı Ödülü'nü, "Aşk-ı Muhabbet Sevda" ile 1992 Yunus Nadi Öykü Ödülü'nü, "Alabalık" adlı öyküsüyle 1992 Haldun Taner Öykü Ödülü'nü, "Günbatımı Öyküleri" ile 1996 Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Öykü Ödülü'nü, "Hınzır Kız" ile 1996 Yunus Nadi Roman Ödülü'nü ve 1999 Edebiyatçılar Derneği Altın Madalya Onur Ödülü'nü aldı. cumhuriyet. 09.12. '07... Devamı

23 11 2007

merhaba öğretmenlerim

öĞRETMENLRgÜNÜNÜZkUTLUoLSUN Devamı

22 11 2007

“gitme kal var yok dinlemez bir çocuk isteğidir/gitme aklına getir” a.damar *  öğretmendi, arkadaştı, amcaydı, dosttu, candı… ‘kirve’ydi muharrem akbay. yaşıyor, hep yaşayacak…! imran eren, türkü(ler) manisa/balıkesir   (geçen yıl evrensel gazetesinde yayımlanan ilan) Devamı

26 10 2007

dost bloklar

bloklar/siteler: http://guncelik.blogcu.com/ http://okulagel.blogcu.com/ http://blogumuz.blogcu.com/ http://sanabana.blogcu.com/ http://yorumluyorum.blogcu.com/ http://seldahir.blogcu.com/ http://mufettiseyardim.blogcu.com/ http://denetciyeyardim.blogcu.com/ http://emeginekini.blogcu.com/ http://sanayaziyorum.blogcu.com/ http://birdemetsiir.blogcu.com/ http://ilginclinkler.blogcu.com/ http://egitimgunlukleri.blogcu.com/ http://gulumsuyorum.blogcu.com/ http://fotografliyorum.blogcu.com/ http://ogretmencelik.azbuz.com/ http://fahirmcelik.sitemynet.com/... Devamı

25 05 2007

"kaktüs"/yorumLUyorum/

Meksika'nın Coahuila eyaletinin başkenti olan Santillo yakınlarında bir Ferocactus pilosus.   Kaktüs, kaktüsgiller (Cactaceae) familyasını oluşturan etli sulu ve çiçekli bitkilerin ortak adıdır. Çölde yetişen Saguaro, en büyük kaktüslerden biridir. Yetişkinleri genellikle 12 metre boya ulaşır, nadiren de 15 metreyı aşanları bulunur.   Türkiye’nin tek kaktüs çiftliği   Türkiye’nin tek kaktüs çiftliğinde, dünyadaki 9 bin çeşit kaktüsün 3 bin 500’ü yetiştiriliyor.   Çiftliğin sahibi Antalyalı Taner Angay, kaktüs ithalatına 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal zamanında izin verildiğini bildirdi. Taner Angay, “Kaktüsün Türkiye’deki geçmişi 15 yıl gibi kısa bir zamandır. Avrupa’da kaktüs 500 yıldır yetiştirilmektedir” dedi.   Dünyada 9 bin çeşit kaktüs bulunduğunu anlatan Angay, bu kaktüs çeşitlerinin 3 bin 500’ünü üretmeyi başardığını, hedefinin ise 9 bin çeşidi üretmek olduğunu belirtti. Yılda 50 bin adet kaktüs yetiştirip başta İstanbul olmak üzere çeşitli illere gönderdiğini bildiren Angay, yeni seralar yaptığını ve bu geniş alanda çok daha fazla çeşit kaktüs üreteceğini kaydetti. Angay, şunları söyledi: “Şu anda yerim dar. Seralar yetmiyor. Yeni seralar yapıyorum. O zaman dev kaktüsler de yetiştireceğim. Amerikan filmlerinde gördüğümüz dev kaktüsleri Antalya’da da göreceğiz. Şu anda ürettiğim kaktüsler 750 bin lira ile 100 milyon lira arasında alıcı buluyor. Ancak yeni üreteceğim çeşitlerin fiyatı çok yüksek olacak.”         KAKTÜS KOLEKSİYONCULARI Taner Angay, Türkiye’de hala bir kaktüs derneğinin kurulmadığından yakınarak, şöyle konuştu: “Avrupa 500 yıldır kaktüsü tanıyor. Sadece Almanya’da 40 bin kaktüs derneği üyesi var. Almanya’da kaktüs koleksiyonculuğu yapanların sayısı ise 300 bindir. Türkiye’de ise daha yeni kaktüs koleksiyonculuğu yapanlar var. Zaten ürettiğim 3 bin 500 çeşidin büyük b... Devamı

29 01 2007

"kadınlar işe, erkekler güzelliğe bakıyor" /yorumLUyorum/ tüik v

TÜİK VERİLERİ Kadınlar işe, erkekler güzelliğe bakıyor Türkiye'de, evleneceği erkeğin işinin olmasını önemseyen kadınların oranı yüzde 95'i buluyor. Bekâr erkeklerin yüzde 59'u, evleneceği kadında güzellik arıyor. Kadınların yüzde 43'ü erkeğin kendinden daha eğitimli olması şartını arıyor. Erkeklerde eğitime önem verenlerin oranı ise sadece yüzde 17. "İlk evlilik" şartı kadınların yüzde 79'u, erkeklerin ise yüzde 86'sı için geçerli. Evlenirken başlık parası verme oranı kırsal kesimde yüzde 24, kentlerde ise yüzde 13. Akraba evliliği oranı ise Güneydoğu'da yüzde 40'lara çıkıyor. TÜİK verileri, Türkiye'de yıllardır 'bitti bitiyor' denilen başlık parası uygulamasının sürdüğünü ortaya koydu Kadınlar işe, erkek güzelliğe bakıyor TÜİK verilerine göre, kadınların yüzde 95'i evleneceği erkeğin bir işinin olmasını önemli görürken, erkeklerin yüzde 59'u evleneceği kadında güzelliği önemsiyor. ANKARA (AA) - Halen bekâr olup evlenmeyi düşünen kadınlarda, evleneceği erkeğin işinin olmasını önemseyenlerin oranı yüzde 95'e kadar çıkarken, bekâr erkeklerin yüzde 59'u, evleneceği kadında güzellik arıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yapılan derlemeye göre kadınların da erkeklerin de yüzde 90'ı, karşı tarafın kendisine âşık olmasının önemli olduğunu belirtiyor. Aile yapılarının benzer olmasının önemli olduğunu düşünen kadınların oranı yüzde 87 olurken, bu oran erkeklerde yüzde 80. Erkeğin ilk kez evlenecek olması, kadınların yüzde 79'u tarafından önemli görülürken, erkekler bu konuda daha muhafazakâr görünüyor ve burada oran yüzde 86'ya çıkıyor. Başlık parası yine sorun Kadınların yüzde 44'ü yakışıklılığa önem verirken, yüzde 43'ü de erkeğin kendinden daha eğitimli olması şartını arıyor. Erkeklerde eğitime önem verenlerin oranı ise sadece yüzde 17. TÜİK verileri, Türkiye'de yıllardır "bitti bitiyor'' denilen başlık parası uygulamasının hâlâ devam ettiğini... Devamı

26 01 2007

"Bir bebekten katil yaratmak..." /yorumLUyorum/ zeynep oral

'Bir bebekten katil yaratmak...' Çocuklardan katil yaratmak istemiyorsak ırkçılığa, faşizme, bağnazlığa, bunların sıradanlaşmasına, kanıksanmasına engel olmamız gerek *Çocuklardan katil yaratmak istemiyorsak önce "biz-onlar" ayrımını, düşmanlığını kırmamız gerek! "Ben Mersin'den geldim"... "Ben Gaziantep'ten"... "Ben Sıvas'tan''... "Ben Malatya'dan" diyordu önümdeki arkamdaki sağımdaki solumdaki... Türkiye'nin her yerinden, her katmandan gelmişlerdi. Hrant Dink 'in arkasından yürüyorduk... Hrant Dink'i koruyamamış olmanın, onu yalnız bırakmış olmanın utancıyla yürüyorduk. Vicdanımızın sesini duyabilmek için yürüyorduk... Hrant Dink'i "Ya ülkeyi terk et ya da öl" seçeneğine mahkûm etmenin ağırlığı altında ezilerek yürüyorduk... Düşünce ve ifade özgürlüğüne inandığımız için, insana, insan haklarına saygıyı benimsediğimiz için, şiddetin asla çözüm olmadığını, olamayacağını bildiğimiz için, demokrasi inancını yeşertmek için yürüyorduk... İnsan olduğumuz için yürüyorduk. "Kanı kandan üstün tutmayan" insanlar olarak yürüyorduk. Bu kadar çok, bu kadar çok olduğumuzu görüp karamsarlığımızı bastırarak yürüyorduk... DÜŞÜNMEMİZ GEREKEN "Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim..." Rakel Dink 'in sözleri, yalnız yürüyüş boyunca değil, o gün bugün beni terk etmiyor. Bir bebekten, bir çocuktan katil yaratan karanlığı, Bedrettin Cömert 'ten, Abdi İpekçi 'den, Tütengil 'den, Bahriye Üçok 'tan, Muammer Aksoy 'dan, Uğur Mumcu 'dan, Ahmet Taner Kışlalı 'dan ve daha nicelerinden sonra sorgulasaydık, bugün Türkiye bu durumda olmazdı. Cehalet, eğitimsizlik, yoksulluk, işsizlik, geleceğe ilişkin umutsuzluk... Hukukun işlememesi, adaletin eşitlikten çok uzak olması, hiç mi hiç güven vermemesi... Bunlar, ülkemin her yanına sinmiş, tamam. Patlamaya hazır, gücünü şiddet kullanarak ortaya koyabilen ... Devamı

01 01 2007

"İnsanlığın ilk yerleşik düzene geçtiği yer " /yorumLUyorum/ çay

İnsanlığın ilk yerleşik düzene geçtiği yer 9 bin 500 yıl önce insanoğlunun yerleşime geçerek, üretim yaptığı ilk yer olan Çayönü, görevli bekçi Mehmet Kaya'nın 5 yıl önce emekli olması nedeniyle korumasız kaldı. Diyarbakır'ın Ergani ilçesinin güneybatısında bulunan ve ''1. Derecede Arkelojik ve Doğal Sit Alanı'' olan Çayönü, MÖ 7500 yıllarında neolotik devirde insanların avcılıktan yerleşik düzene geçtiği yer olarak kabul ediliyor. Vatandaşlar, bekçi olmadığı için bazı çobanların hayvanlarını tarihi alanda otlattığına tanık olduklarını bildirirken, Diyarbakır Müze Müdür Vekili Arkeolog Şeref Yumruk, ödenek yokluğu nedeniyle bekçi görevlendirilemediğini söyledi. Öte yandan Çayönü'nün hemen yakınındaki Hilar mağaralarında ise kurtarma kazılarına başlandı.diyarbakır (AA). 01.01.'07. cumhuriyet Devamı

29 12 2006

bir bayram ve yeni bir yıl geliyor /yorumLUyorum/ kutlu olsun

bir bayram ve yeni bir yıl geliyor.   blok konuklarımın,  -sevenlerinin/sevdiklerinin, onlarla bir şekilde ilişkili (yakın/uzak) herkesin-, yaşamlarının  ‘2007’ gibi yeni ve 'bayram' sevinci  içerisinde geçmesini diliyorum.   kitaplı, şiirli… ve e-sen olsunlar.   YENİYIL   kardan adam bir ömür bu bizimkisi zamanın ışınlarıyla eriyor, yaklaştıkça bitmesi yüzümüzde çizgiler, saçımızda aklar hiç koymaz ama sızlatıyor derinden dostların uzaklaşıp gitmesi   yaklaştık yeniden elimizle koyduğumuz sınıra hızlı geçiyorsa hayat, mutluluktan yavaşsa belli ki zor çekmesi kısacık bir sene kaldı simdi ardımızda yaşamaktan korkma, kork ama unutulmaktan   yağsın üstümüze uçuşan yılların kar taneleri ki dökelim üstüne dostluğun gül reçelini anılar, hafıza kavanozunda tazecik dursun yenisi şu yılın, her çeşniden mutluluk koysun Yusuf ALTUNEL ... Devamı

17 12 2006

zeus sunağı / blogumuz / yaşar atan

Tetis Baştanrı’nın sarayında Tanrıça Tetis’in oğlu ve Akhalar denen Yunanistanlı yağmacı orduların komutanlarından Ahilleus; sevgilisi Briseyis’i elinden almak isteyen Başkral Agamemnon’a çok öfkelendi ve hakaretler yağdırdı: “Seni şarap fıçısı seni, seni it gözlü, seni geyik yürekli seni! Erlerinle bir olup savaşa gitmek için sen Silah kuşanmadın tek bir gün! Halkını kemiren bir kralsın sen!...” Bunları söyledikten sonra savaştan çekildi. Bunun üzerine Agamemnon da güzel Briseyis’i çadırına götürdü... Başı her dara düştüğünde yaptığı gibi Ahilleus, deniz kıyısına gidip anası Tanrıça Tetis’i yardımına çağırdı gene. Denizin ta dibindeki paslanmaz sarayından oğlunun hıçkırıklarını duyan anası, bir duman gibi püskürüp doğruca yanına geldi. Ahilleus; sevgilisi güzel yanaklı Briseyis’i Agamemnon’un alıp götürdüğünü, bu yüzden de çok aşağılandığını anlattı. “Anacığım,” dedi.“Olimpos’taki Baştanrı Zeus’a git, anlat. Ben savaşa katılmadıkça, Yunanlılar hep yenilsin!... Bir zamanlar ona sen çok büyük iyilikler etmiştin. Hani hep anlatıyordun evde? Karısı Hera, kızı Atena ve oğlu Hefaystos, daha birçok tanrı onu zincire vurmak istemiş de, tek başına sen kurtarmışsın onu... Bunları anımsarsa, senin dileğini kırmaz sanırım...” Tetis oğlunun başına gelenlere çok üzüldü; avutmaya çalıştı onu. “Ne yazık ki kader kısacık bir ömür biçti sana!” diye hayıflandı. Savaşlara katılırsa şan ve ün kazanıp gencecik öleceğini, ama katılmazsa çok yaşayacağını yineledi. Zeus’tan dileğine gelince... Olimposlu tanrıların Habeşistan’daki bir düğün şölenine gittiklerini, döndüklerinde, Zeus’la sarayında bu durumu konuşacağını söyledi. “Sen burada gemilerinin yanında otur, sakın savaşa katılma! Beni bekle!” deyip denizin dibine daldı... Bir süre sonra tanrılar, yeryüzündeki şölenlerden Olimpos’taki saraylarına döndüler. Tanrıça Tetis de oğluna... Devamı

30 11 2006

yiğit adam ve has ressam Duran Karaca'nın ardından / yorumLU

yiğit adam ve has ressam Duran Karaca'nın ardından toplumsal ve görsel gerçekçilik Karaca son dönemlerindeki görsel tema çeşitliliğine ve motif zenginliğine karşın sanat tarihi arşivlerimizde yerini daha çok toplum ve doğa gerçekçiliğinin çok güçlü temsilcisi olarak almıştır. Çukurova doğasının sarı-gri karışımı görüntü dokusu içine, anlamlı yaşam sahneleri yerleştirmiştir. Toplumsal yaşamımızdaki gündelik ucuzculuk, yüzeysel ve geçici değerlerin peşinde koşuculuk sanat ve kültür düzlemimize de elbette yansıyor. Tüketsel ve medyatik ilişkilere odaklanmış bir yapay canlılık sarıyor ortalığı. Derinlikleri çağrıştırıcı duyumsamaları falan kimsenin umursadığı yok. Bu hüzünlü ve tatsız düşünceleri kafamda sıkça evirip çevirdiğim bir dönemde, geçen gün mutlu bir olay yaşadım. Toplumsal gerçekçiliğin resim diliyle buluşması alanında tez çalışması yapan duyarlı genç bir insan grubu ile İstanbul İş Sanat'taki o çok keyifli Nedim Gürsel sergisinin koridorlarında (bir cumartesi öğleden sonrası için çok boş kalmış koridorlarında) karşılaştık. Tatlı bir söyleşi yapıldı. Turgut Zaim ve Nuri İyem köklerinden çok bereketli bir Duran Karaca filizlenmesine kadar uzayan anlamlı parabolü bir denemeye çalıştık. İki gün sonrasında o söyleşide adı sık geçen Duran Ağabey'in hasta yatağı başındaydım. Bu sabah (salı) da ölüm haberi geldi. ETKİLEYİCİ GÖRSELLİK Duran Karaca son dönemlerindeki görsel tema çeşitliliğine ve motif zenginliğine karşın sanat tarihi arşivlerimizde yerini daha çok toplum ve doğa gerçekçiliğinin çok güçlü temsilcisi olarak almıştır. Çukurova doğasının sarı-gri karışımı görüntü dokusu içine, anlamlı yaşam sahneleri yerleştirmiştir. 1970-90 dönemi Duran Karaca'sı kırsal kesim insanları, göçerler ve çadırları hayvan sürüleriyle çok içten, inandırıcı toplum ve doğa kesitleri almayı başarmıştır. Bu tablolarda yaşam güçlüklerine katlanmayı metanetle ve kararlılıkla göze almış kasketli erkekler vardır. Şalvarlı ve beyaz başörtülü toprak kad... Devamı

14 11 2006

angut / yorumLUyorum / ?

angut! Devamı

31 10 2006

bak!

Devamı

31 10 2006

“tarihte bugün” /yorumLUyorum/ Egon Schiele

                                             avusturya'lı, 1918'de bugün, 28 yaşında grip'ten öldü. Devamı