16 04 2015

SAVRULURKEN KAR/ arif damar

SAVRULURKEN KAR   Kar savrulurken  Günler günlerdir aralıksız  Ben de savrul savruluyorum  Yetmiş yılın ötesine  İki kardeş yan yanayız  Bir sac mangalın önünde Uzatmışız ellerimizi  Arada karıştırıyoruz  Soğuk çok soğuk küllerini  Tek kıvılcım bile yok  Çekmiyoruz yine de Anamız ayakta  Bakıyor pencereden  Kar savrul savrulurken  Güneş açıyor birden  Birden bir ses bir avaz  Esmer bir yüz  Sokaktan geçip giden Pamuk attıran  Pamuk attıran Anamız konuşuyor kendi kendine Sen de aç ben de aç  Gel sevişelim hallaç Şiiratı, Yaz Kitabı 2004 Devamı

17 11 2007

salihli şiir ikindileri ‘güz 38’ bugün 14:30'da

salihli şiir ikindileri ‘güz 38’ hazırlıklarını tamamladı   batının kültür şehirlerinden salihli, şiir ikindileri adıyla yılda 2 kez düzenlenen 38. programının hazırlıklarını da tamamladı.   17 kasım 2007, saat 14:00'de belediye tiyatro salonunda sanat severlerin beğenisine sunulacaktır.   bu etkinlik için izmir/fuar lozan kapısı önünden ve manisa/fatih sinaması önünden (aynı gün)  saat 11.30'da servis otobüsü kalkacaktır.   ilgililer davetlidirler. hazırlayan ve sunan: tuğrul keskin (2)   şiir: altay öktem (2) (3) (R) asuman susam (2) aydın şimşek (R) enver ercan (2) hayri k. yetik recai Atalay   müzik: vedat ülger - levent akpınar   sergi: mustafa ersoy tamer ersoy   ve ahmet telli (2) ... Devamı

23 11 2006

bir ilkbahar şiirine başlangıç / yorumLUyorum / "öğretmenim"

BİR İLKBAHAR ŞİİRİNE BAŞLANGIÇ   Hava ne kadar güzel öğretmenim Yollar ağaçlar kuşlar ne kadar güzel Yeryüzü pırıl pırıl öğretmenim Gizlisi saklısı kalmamış dünyanın Nesi var nesi yoksa dökmüş ortaya Bütün bitkiler, bütün hayvanlar, bütün taşlar Sürüngenler, konglomeralar, serhaslar Hepsi hepsi ortada öğretmenim. Ne olur biz de gidelim Burda kalsın kitaplar Burda kalsın iğneli karafatmalar Kollarından bacaklarından gerilmiş kurbağalar Burda kalsın hepsi Bomboş kalsın hepsi Bomboş kalsın evler okullar Hapishaneler, hastaneler... Öğretmenim, sevgili öğretmenim Sırtımıza alırız hastaları Kim bilir ne özlemişlerdir kırları... Ya mahpuslar. Ne sevinirler kimbilir Sarılıp sarılıp öperler adamı.melih cevdet anday ... Devamı

14 11 2006

üç dil / yorumLUyorum / bedri rahmi eyüboğlu

                                                                                ÜÇ DİL                                                                       En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde Ana avrat dümdüz gideceksin En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin En azından üç dil Birisi ana dilin Elin ayağın kadar senin Ana sütü gibi tatlı Ana sütü gibi bedava Nenniler, masallar, küfürler de caba Ötekiler yedi kat yabancı Her kelime arslan ağzında Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla Kök sökercesine söküp çıkartacaksın Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek Her kelimede bir kat daha artacaksın   En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde Canımın içi demesini Kırmızı gülün alı var demesini Nerden ince ise ordan kopsun demesini Atın ölümü arpadan olsun demesini Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini İnsanın insanı sömürmesi Rezilliğin dik alası demesini Ne demesi be Gümbür gümbür gümbür demesini becereceksin   En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde Ana avrat dümdüz gideceksin En azından üç dil Çünkü sen ne tarih ne coğrafya Ne şu ne busun Oğlum Mernus Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun. bedri rahmi eyüboğlu ... Devamı

14 11 2006

ne kuş, ne böcek / yorumLUyorum / rıfat ılgaz

NE KUŞ, NE BÖCEK Kuşsunuz diyorlar, çocuklarım, Bir kuşsunuz diyorlar size Sığınacak kol arayan Konacak dal arayan Bir yavru kuş, türkülerde. Telgrafın tellerine konarsınız Ezgilere uymak için Avcılar vurur sizi. Yeşil başlı ördek olur Kalırsınız çöllerde Böyle bir kuş işte!..   Kuş değil ya çocuklarım, Böcek bile olamazsınız! Bunca yük, bunca borç Omuzlarınıza vurulmuşken Hem de doğar doğmaz Kanatlanamazsınız! Uç uç böceğim deseler de Annenizin alacağı pabuçları Peşin peşin giydirseler de Uçamazsınız, çocuklarım, Bu gidişle!rıfat ılgaz ... Devamı

31 10 2006

“sevgi” /yorumLUyorum/ cibran

sevgi "...Sevginin kendini mutlu kılmaktan öte hiçbir arzusu yoktur. Ama eğer sevgiye kapılmışsanız ve tutkularınız olsun istiyorsanız, şunları kendinize seçin derim: Tutkunuz, sevginin içinde erimek olsun. Tıpkı geceye şarkılar söyleyen bir akarsu gibi akıp gidin. Varsın istekle ve coşkuyla aksın kanınız; Tutkunuz, kanatlanmış bir yürekle sabaha gözlerinizi açıp sevgi dolu bir güne başlayabiliyor oluşa teşekkür etmek olsun; Tutkunuz, gün öğleye eriştiğinde oturup sevginin yüce heyecanını düşünmek olsun; Tutkunuz, gün akşama eriştiğinde evinize minnet dolu bir yürekle dönmek olsun; Ve yüreğinize gömdüğünüz sevgili için iyi bir şeyler dileyip yatın; dudaklarınızda onu yücelten bir şarkı olsun." Tutkunuz barış olsun. Halil cibran (suriye'li şair, yazar, düşünür) ... Devamı

23 10 2006

yorumLUyorum/ ö ğ r e n d i m k i /ataol behramoğlu

öğrendim ki   yıllar sonra öğrendim ki... öğrendim ki... kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, gerisini karşı tarafa bırakırsınız. öğrendim ki... güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika. öğrendim ki... hayatında nelere sahip olduğun değil kiminle olduğun önemli. öğrendim ki... sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek. öğrendim ki... kendini en iyilerle kıyaslamak değil kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir. öğrendim ki... insanların başına ne geldiği değil o durumda ne yaptıkları önemli. öğrendim ki... ne kadar küçük dilimlersen dilimle her işin iki yüzü var. öğrendim ki... olmak istediğim insan olabilmem çok vakit alıyor. öğrendim ki... karşılık vermek düşünmekten çok daha basit. öğrendim ki... bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun. öğrendim ki... 'bittim' dediğin andan itibaren pilinin bitmesine daha çok var. öğrendim ki... sen tepkilerini kontrol edemezsen tepkilerin hayatını kontrol eder. öğrendim ki... kahraman dediğimiz insanlar bir şey yapılması gerektiğinde yapılması gerekeni şartlar ne olursa olsun yapanlar. öğrendim ki... affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor. öğrendim ki... bazı insanlar sizi çok seviyor ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor. öğrendim ki... ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz bazıları hiç karşılık vermiyor. öğrendim ki... para ucuz bir basarı. öğrendim ki... en iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz. öğrendim ki... düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları kaldırmak için elini uzatır. öğrendim ki... iki insan aynı şeye bakıp tamamen farklı şeyler görebilir. öğrendim ki... aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır. öğrendim ki... her şartta kendisiyle dürüst kalanlar daha uzun yol yürüyor. öğrendim ki... hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirir. öğrendim ki... anlat... Devamı

17 10 2006

Dağlarca'nın 2006 Nobel Edebiyat Ödülü konusunda söyledikler

''Şimdiye dek böyle sorulara yanıt vermedim. Ucunun ucu yakınımdan geçer diye çekindim. Anlayan çıkmadı.   Nobel olayı yurdumuza bir siyaset kisvesiyle girmiştir. Bu giyim kuşam hükümetimizin dünyadaki siyasetinin şaşkın yüzüdür. Ermenilere Türklerin zulüm yapmadığı konusu bu sorunu doğurmuştur. Bu konuda biraz çaba göstermiştim. Türkiye'nin bağımsızlık savaşı sıralarında geçirdiği olaylar dünyada unutulmuştur. Adana Lisesi'nden tanıdığım tarihçi Taha Toros 'un belgeli yayınlarının bana verdiği müsvettelerine dayanarak yazdığım Çukurova Koçaklaması bunun ayrıntılarıyla doludur.   'E RMENİ DOSTUYUM' Antakya ve çevresinde yerleşen Fransızlar oralarda eskiden beri oturan Ermenileri türlü yoldan kullanmışlardır. Bir bölümünü Mısır ülkesi çevresinde, bir bölümünü Güney Anadolu çevresinde, bir bölümünü de Uzak Anadolu'da önce isyan ettirmiş, sonra yalnız bırakmışlardır. Daha sonra, buralarda kırdırdığı Osmanlı vatandaşı Ermenileri Marsilya ve Lyon bölgelerine taşımak zorunda kalmıştır. Oraya giden Ermenilerin, kökenlerine yapılan bu eylemi Osmanlı'ya yüklemelerine neden olmuştur. Bir tarihçi gözü bunu apaçık görür. Belgelerini yakalar.   Ermeniler Türkiye'nin her yerinde sadık bir vatandaş olarak yaşamışlardır. Ben askerliğim sırasında tutukluk yapan silahlarımı Sıvas'taki Ermeni tamircilere yaptırdım. Severek ve övünerek yaptılar. Ermeni askerler severek ve Türk askeriyle birlikte, üstün vatan sevgisiyle çalıştılar. Bunu Allah'ın huzurunda gibi söylüyorum. Ben ölünceye kadar Ermeni dostu kalacağım. Ermeniler de bütün kışkırtmalara karşın bu yurdun tam yurttaşı olacaklardır. Bu Nobel meselesine gelince, bunu yeni bir uygulama olarak düşünüyorum. Bir ikilik tasarısı sayıyorum. Türkiyemizde Nobel'in ne olduğunu anlamayan kalmamıştır. Nobel bir propagandadır. Bir siyasettir. Nitekim, kimileri Nobel'i edebiyatlarına bir saldırı saymaktadırlar. Bir yol gös... Devamı

15 10 2006

MUSTAFA SEYİT SUTÜVEN (1908-14 Ekim 1969)

(sutüven şelalesi)1908 yılında Edremit (Balıkesir)'te doğdu, 14 Ekim 1969 tarihinde İzmir'de öldü. Balıkesir Lisesi'ni dışardan sınavla bitirdi. Madencilik, kırtasiyecilikle uğraştı.      Şiirleri İnsan, Servetifünun, Türk Dili, Yeditepe, Yeni İnsan, Yeni Ses dergilerinde yayımlandı.Yaşadığı yörenin söylencelerini şiirleştirdi. Devamı

07 10 2006

ŞİİR: DÜNYA DİLİ

Şiirin bir dünya dili olduğunu en çok vurgulayanlardan biri Nâzım Hikmet olmuştur: "Türküleri anlarım, hangi dilde söylenirse söylensin" diyor Nâzım. Ahmet Haşim ise şu deyişle Nâzım'ı destekliyor: "Şiirin manası değil telaffuzu kıymetlidir".   Gerçeküstü şiirin kuramcısı ve önde gelen temsilcisi Andre Breton'un şiir tanımı ise Haşim'inkinden fazla uzak değil: "Bir insan için isim ne kadar kendine ait, ne kadar az önemli bir şeyse, şiir için de konu öyledir." Yeri gelmişken birkaç şiir tanımına daha değinmek istiyorum: "Bir parçada şiirden başka bir şey yoksa, o yalnızca bir manzumedir, şiir değildir", Paul Eluard. "Bir zamanlar şair için bir polis hafiyesi olan şu tümceyi kullanmıştım: Her şeyi görür, her şeyi duyar; kimse kuşku duymasın", Jean Cocteau."Şiir sanatı kendi devinimini doğanın devinimine uydurduğu zaman en yüksek derecesini bulur; o zaman doğaya o denli yaklaşır ki ikisini birbirinden ayırt edemeyiz", Boileau. "Şiirin orta hallisi veya kötüsü için kurallar, ustalıklar bir ölçü olabilir. Ama iyisi yükseği aklın kurallarını aşar. Onun güzelliğini tam ve sağlam olarak görenler, bir şimşeğin görkemine benzer bir parıltı görmekle kalırlar. Büyük şiir muhakememizi doyurmaz, allak bullak eder", Montaigne. "Şiirin ilkesi, insanın üstün bir güzelliği özlemesidir. Bu ilke coşkunlukta, bir ruh taşkınlığında kendini gösterir. Bu coşkunluk aklın yoğurduğu gerçeğin dışındadır", Baudelaire. "Kimi şairler, duygusal bir şiir havasına girdiklerinde aklın getirdikleri bu havayı bozabileceğinden korkarlar sanki. Bu korkunun aptalca bir korku olduğunu söylemek gerekiyor. Şiir yazma eylemi şanslıysa eğer, duygu ve düşünce tam bir uyum içinde çalışırlar. Ve birbirlerine neşeyle seslenirler: Sen karar ver!", Bertholt Brecht. Klasik Fransız şiirinin kuramcısı Boileau'nun, ya da tam karşıtı, simgecilerin ustası Baudelaire'in yukarda aktardığım şiir tanımları ile, hem şair hem müzisyen ve büyücü olan siyah Afrikalının şiir tanımı nasıl birbirleriyle ... Devamı

13 10 2006

şiir/marifet

marifet suya dokunmazmış.sabuna dokunmazmış.pise bak!   celal vardar      Devamı